WHO, Doğu Akdeniz’deki “kritik duruma” karşı uyarıyor

Mutasyona uğramış koronavirüs varyantları bölgedeki 13 ülkede görüldü

 

WHO, Doğu Akdeniz’deki “kritik duruma” karşı uyarıyor

Mutasyona uğramış koronavirüs varyantları bölgedeki 13 ülkede görüldü

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Ahmed el-Mandhari, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasına ilişkin epidemiyolojik durumun, “genel olarak vaka sayılarında istikrarlı” olmasına rağmen “hala kritik” olduğunu açıkladı. Mandhari dün gerçekleştirdiği sanal basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:

 

“Genel olarak vaka sayılarında gördüğümüz istikrar, Körfez’deki birçok ülke vaka sayılarında artışlar kaydediyor ancak endişe verici artışlar birkaç ülkede görülüyor. Lübnan’da bazı hastanelerdeki yoğun bakım üniteleri kapasitelerinin yüzde 100’üne ulaştı. Bu durum hastaların tedavi için diğer hastanelerdeki yoğun bakımlara veya boş yerlere nakledilmelerine neden oldu.”

 

22 ülkeyi kapsayan Doğu Akdeniz Bölgesi WHO ofisi, bölgedeki 13 ülkede, küresel olarak bildirilen ve aralarında daha hızlı bulaşma oranlarına sahip olan mutasyonlardan olan 3 yeni varyanttan en az biri ile enfekte olmuş vakaların duyurulması sebebiyle, virüsün yeni varyantları konusunda endişeli olduğunu açıkladı. Mandhari, “Enfeksiyon sayısının artışının bazı yeni mutasyonlar ile ilişki olduğunu, bunun vaka ve hastaneye yatış sayılarında artışa neden olabileceğini” belirtti.

 

Mandhari, bölge ülkelerinin bu mutasyonları araştırmasının ve sonuçlarını WHO’ya bilgilendirmesinin, mutasyonların etkilerinin gözlemlenmesine yönelik çabaların koordine edilebilmesi ve gözlemler doğrultusunda ülkelere tavsiyeler verilmesi için önemli olduğunu vurguladı. Mandhari, bölgedeki ülkelerden sadece 14’ünün genom dizilimi gerçekleştirme kapasitesinin olduğunu belirtti.

 

WHO’nun, örnekleri yetkili bölgesel laboratuvarlara aktararak, yeni mutasyonların belirlenmesi için genom dizilimi yapma imkanlarından yoksun ülkelere yardım ettiğine dikkat çeken Mandhari, bu imkanlara sahip ülkelere, verilerini, veri tabanları veya halka açık platformlar aracılığıyla paylaşmaları çağrısında bulundu.

 

Mutasyonlar ve aşıların üzerindeki etkileri ile ilgili konuşan Mandhari, aşıların mutasyonların üzerinde etkili olmalarının ihtimal dışı olmadığı belirterek, “Etkili olmaları için, aşıları uyarlamaya şimdiden hazırlanmalıyız” dedi. Bu durumun, virüs yeni mutasyonlar geçirmeden önce mümkün olan en fazla sayıda kişiyi aşılama ihtiyacına ışık tuttuğunu belirterek, bugüne kadar 12 bölge  ülkesinde 6,3 milyondan fazla Kovid-19 aşısı yapıldığını uygulandığını açıkladı.

 

Mandhari, COVAX aracılığı ile alınan ilk aşı sevkiyatının önümüzdeki haftalarda Tunus ve işgal altındaki Filistin topraklarına ulaşacağını ve bölgedeki geri kalan 20 ülkenin, bu yılın ilk yarısında COVAX ile tahmini olarak 46 ila 56 milyon arasında AstraZeneca-Oxford aşısı alması beklendiğini duyurdu.

 

Aşının küresel olarak adil olmayan bir şekilde dağıtımına karşı uyarıda bulunan Mandhari,  “Bu sorundan muzdarip olan bir ülke olduğu takdirde, nüfusunun yüzde 100’ünü aşılamış bile olsa hiçbir ülkenin güvende olmayacağını” ifade etti. Salgınla mücadelede aşıların önemli olduğunu ama bunun tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, halk sağlığı tedbirlerine ve sosyal önlemlere bağlılığın ana unsur olduğunu söyledi.

 

WHO Enfeksiyon Riski Yönetim Birimi Müdürü Abdunnasır Ebu Bekir ise, güçlü bir şekilde aşılama kampanyaları başlatan ülkelerde enfeksiyon sayılarında önemli bir azalma olduğunu bunun, salgın ile mücadelede aşıların bir silah olarak önemini doğruladığını belirtti.

 

Ebu Bekir, WHO’nun bazı aşılara yönelik tutumu ile ilgili olarak, şimdiye kadar sadece 3 aşının (Pfizer, AstraZeneca ve Moderna) onaylandığını, Rus aşı “Sputnik V” aşısı da dahil olmak üzere şu anda incelenmekte olan başka aşılarında  bulunduğunu belirtti.

 

Ebu Bekir, Oxford-AstraZeneca aşısının yaşlılarda etkisiz olduğu ile ilgili haberleri yalanlayarak; “Dikkatlice incelenen verilerden elde ettiklerimiz, aşının etkili olduğuna işaret ediyor. Son çalışmalar, yaşlılarda, diğer gruplar ile aynı derece etkinliğin olmadığını ortaya çıkarsa bile, bu aşının reddedilmesi için bir bahane değil. Aşı olmamaktansa -yüzde 40 etkili olsa bile- aşı yaptırmak daha iyi” değerlendirmesinde bulundu.

 

 Ebu Bekir aşı yapılan hamile kadınlarda bir sorun olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

 

“Konu hamile kadınlar olduğunda, tavsiye, aşının zararlarından çok faydalarının olup olmadığını görmek için risklerin değerlendirilmesidir. Buna göre karar alınır. Mevcut salgınla ilgili olarak, aşının faydaları daha çok, bu yüzden hamile kadınlara aşı olmalarını tavsiye ediyoruz.”

 

Koronavirüsün yeni mutasyonlarının, salgının üçüncü dalgasının ortaya çıkması üzerindeki etkisi ile ilgili olarak Ebu Bekir şunları söyledi:

 

“Dünyada yeni mutasyonların görüldüğünü bildiren sadece 80 ülke bulunuyor. Aşıların ve diğer sağlık müdahalelerinin mutasyonlardan çok fazla etkilenmediğinden emin olmak için çalışıyoruz. Ancak üçüncü dalgaya yol açıp açmayacağını tahmin etmek için henüz çok erken. Çünkü Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki bazı ülkeler de dahil olmak üzere vakalarda artış görülen ülkelerde, artışın sebebinin bu mutasyonla ilgili olduğunun kesin bir şekilde söylenmesi zor.”

 

Lübnan Birleşmiş Milletler Özel Koordinatör Yardımcısı Necat Ruşdi basın toplantısında, Ebu Bekir’in söylediklerini doğrulayarak, Lübnan’daki vaka sayısındaki artışın virüsteki yeni mutasyonlara bağlanamayacağı belirtti.

 

Ruşdi, Lübnan’da siyasi kriz ve geçici hükümetin varlığının, devletin aşılama konusuna ilişkin birçok kararını yavaşlattığını açıkladı. Ruşdi, Lübnan’ın, Kovid-19 salgınıyla daha da şiddetli bir hale gelen ekonomik krizlerle başa çıkmak için BM’den 140 milyon dolar destek aldığını ancak sürdürülebilir mali desteğe ihtiyacı olduğuna dikkat çekti.