Üst düzey Cumhuriyetçiler, Biden’a Tahran’a yönelik ‘ayrıntılı bir strateji’ mektubunu sundular

Cumhuriyetçilerin tanınmış simaları, Başkanı bölgedeki ülkelerle diyaloga ve İran'ın bölgesel faaliyetleri ve balistik füze programıyla mücadeleye çağırdılar

Üst düzey Cumhuriyetçiler, Biden’a Tahran’a yönelik ‘ayrıntılı bir strateji’ mektubunu sundular

Cumhuriyetçilerin tanınmış simaları, Başkanı bölgedeki ülkelerle diyaloga ve İran'ın bölgesel faaliyetleri ve balistik füze programıyla mücadeleye çağırdılar

Cumhuriyetçi Parti’den önde gelen bir grup senatör, ABD Başkanı Joe Biden'ı İran rejimine güvenip nükleer anlaşmaya geri dönmesi ve Tahran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması konusunda uyardı. ABD Senatosu’ndaki Dış İlişkiler, Silahlı Kuvvetler, İstihbarat, Ulusal Güvenlik ve Bankacılık komitelerinde görevli olan bu Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Biden'a İran'la başa çıkma hususunda ayrıntılı bir strateji öneren uzun bir mektup yazdılar.

 

Cumhuriyetçi senatörler, Jim Risch, Marco Rubio, Rob Portman, Jim Inhofe ve Pat Toomey, İran'ın Irak'taki son saldırılarla yeni ABD yönetimini test ettiğini söylerken ABD'nin stratejik hedefinin, İran'ın nükleer amaçlarını engellemek ve bölgedeki istikrarı bozucu faaliyetlerine son vermek olduğunu vurguladılar.

 

Cumhuriyetçi Parti’nin kıdemli senatörleri, İran'la yapılacak herhangi bir müzakerenin, gelecekteki saldırılara karşı bölgedeki Amerikan tepkisine açık olmakla birlikte ‘İbrahim Anlaşmaları’nı’ genişletme çabalarını da içermesi gerektiğini düşünüyorlar. Senatörler, Başkan Biden’a gönderdikleri mektupta ABD’nin müttefiklerinin, İran tehdidini ele almaları, bölgesel egemenliği artıran reformları desteklemeleri ve müttefikler arasında çok taraflı güvenlik önlemlerini göz önünde bulundurarak yeteneklerini geliştirmeye devam etmeleri gerektiğine işaret ettiler.

 

Kıdemli senatörler, Washington'ın, gelişmiş silahlar ve balistik füzeler üzerindeki yasağın kaldırılması da dahil olmak üzere çeşitli sorunlar ve rastgele takvimlerle dolu olduğunu hatırlattıkları nükleer anlaşmaya geri dönmemesi gerektiğini vurguladılar.

 

İleride yapılacak herhangi bir anlaşmanın mevcut kısıtlamaları koruması ve İran'ın komşularını tehdit edememesi için ambargo tarihlerinin uzatılması gerektiğine inandıklarını ifade eden Cumhuriyetçi senatörler, nükleer anlaşmadaki ‘rastgele tarihlerin’ İran'a yaptırımlardan ek muafiyetler verdiğine ve füzeler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasına yol açacağına inanıyorlar.

 

Mektupta, İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın terörizme verdiği destek, balistik füze programı ve Amerikalıları tutuklamasıyla ilgili dosyaları içermesi gerektiğini şart koşan senatörler, İran'ın vekillerinin Esed'in Suriye'de devam eden zulmünü desteklemesinin ve Irak'taki Amerikan askerlerine ve ABD’li diplomatlara saldırmasının şaşırtıcı olmadığını belirttiler. İran’ın vekillerinin Lübnan’ı uçurumun eşiğine getirdikleri ifade edilen mektupta, “İsrail ve Körfez ülkeleri arasındaki ortaklarımızı tehdit ediyorlar. Yemen'deki en büyük insani felakete katkıda bulunuyorlar” denildi.

 

İran’a yönelik maksimum baskı kampanyasının somut sonuçlar verdiğini ve Tahran'ın kötü niyetli faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediğini öne süren senatörler, Başkan Biden’a, Tahran ile daha iyi bir anlaşmaya varmak için bu baskı politikasını kullanma çağrısında bulundular.

 

Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Biden'a, İran'ın taahhütlerine olan bağlılığından emin olmaması gerektiği ve ilk anlaşmanın ardından terörizme destek ve balistik füze programı dosyalarını ele almanın bu anlaşmadaki hataları tekrar edeceği uyarısında bulundular.

 

Cumhuriyetçi senatörlerin mektubunda yaptırım dosyasıyla ilgili olarak ise bir nükleer anlaşmaya varmak amacıyla herhangi bir mali yaptırımın hafifletilmesinin, ABD yönetiminin diğer dosyaları müzakere etme konusundaki konumunu zayıflatacağı belirtilerek tüm bu dosyaların aynı anda ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Başkan Biden’a, İran'da yapılacak seçimlerden bağımsız olarak bir anlaşmaya varmak konusunda acele etmemesi çağrısı yapılan mektupta, bu tür anlaşmaları kabul eden kişinin İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney olduğuna işaret edildi.

 

Özenle yazılmış mektup ve nadir görülen detayları, ABD yönetiminin İran’la herhangi bir anlaşma yapmadan önce ABD Kongresi, Körfez ülkeleri ve İsrail'e danışması gerektiğini belirtirken eski Başkan Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesinin sebebinin, Obama yönetiminin iki taraflı destek almak için Kongre'ye danışmaması olduğu hatırlatıldı.

 

Körfez ülkeleri ve İsrail ile istişarelerin resmi, yoğun ve önerilerine yanıt verici olması gerektiğini vurgulayan senatörler, bu ülkelerin her gün İran tehdidi altında yaşadığını ifade ettiler.

 

Mektupta şu ifadeler yer aldı:

 

“Diğer ülkelerin neler yaptıklarını hatırlamalıyız. İsrail varoluşsal bir tehditle karşı karşıyadır ve İran'la ilgili kararlarını buna göre almaktadır. İsrail, ABD de dahil olmak üzere diğer taraflarca varılan herhangi bir anlaşmayı hesaba katmadan kendisini korumak için her zaman ne geriyorsa onu yapacaktır.”

 

Müzakere masasına geri dönmenin ön şartı olarak yaptırımların kaldırılmasına veya hafifletilmesine ya da İran'ın diğer ülkelerdeki fonlarının serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkan senatörler, İran rejiminin bu fonları, geçmişte söz verdiği gibi ekonomisini düzeltmek için değil, savunma sanayisini genişletmek, vekillerini desteklemek ve halkına baskı uygulamak için kullanacağına işaret ettiler.

 

Cumhuriyetçi üst düzey senatörler, Irak'taki Amerikan güçlerine yönelik son saldırılara ve İran'ın uranyum zenginleştirme oranını artıracağını açıklamasına değinerek İran rejiminin, Biden yönetimini test ettiğini ve eylemleriyle hoşgörünün boyutunu doğrulamaya çalıştığını belirttiler.

 

Cumhuriyetçi Parti’nin kıdemli üyeleri olan senatörler Başkan Biden’a gönderdikleri mektupta son olarak, İran'ın ABD'nin ulusal güvenliğine ve dünyanın dört bir yanındaki müttefiklerinin güvenliğine karşı ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Yönetiminiz, dengeli bir zaman çizelgesi belirleme, önemli bir fikir birliği oluşturma, gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmanın ulusal güvenlik çıkarlarına hitap etmesini ve gelecekte ABD yönetimindeki herhangi bir değişiklikten etkilenmemesini sağlama fırsatına sahiptir” ifadelerine yer verdiler.