TÜRKİYE´DE MÜZİK VE DİL EKSENİNDE KÜLTÜREL YOZLAŞMA.
Bir toplumun temelini kültür oluşturmaktadır. Bir toplumun yaşayış tarzı, tinsel özellikleri, gelenekleri, töreleri, dili, duyuş ve düşünüş birliği, resmi, mimariyi, müziği vb. barındıran tüm sanatsal ürünler o toplumun kültürünü oluşturmaktadır. Bu kültürel öğelerden dil ve müzik bir toplumun belirleyici önemli özelliklerini bünyesinde taşır. Bu iki kültürel öğenin yapısında meydana gelen gelişim, değişim ve bozulmalarda da aynı şekilde paralellik göstermektedir.
Tarih: 16.1.2016 11:47:53/ 1495okunma / 0yorum

TÜRKİYE´DE MÜZİK VE DİL EKSENİNDE

KÜLTÜREL YOZLAŞMA.

Bir toplumun temelini kültür oluşturmaktadır. Bir toplumun yaşayış tarzı, tinsel özellikleri, gelenekleri, töreleri, dili, duyuş ve düşünüş birliği, resmi, mimariyi, müziği vb. barındıran tüm sanatsal ürünler o toplumun kültürünü oluşturmaktadır. Bu kültürel öğelerden dil ve müzik bir toplumun belirleyici önemli özelliklerini bünyesinde taşır. Bu iki kültürel öğenin yapısında meydana gelen gelişim, değişim ve bozulmalarda da aynı şekilde paralellik göstermektedir.

Öncelikle, müzik ve dilin gücüne yer verilmekte; bir toplum için önemli bir iletişim, sosyalleşme aracı olduğu anlatılmaktadır. Bu çalışma ile Türkçenin, müzik kültürünün, ayrıca sözlü müzikte kullanılan Türkçenin, popüler kültür içerisinde öncelikle yozlaşma ve bozulma etkenleri ele alınmaktadır. Sanayileşme, göç, popüler kültür ve kitle kültürü kavramları içerisinde, Türkçe ve popüler müziklerdeki yozlaşma açıklanarak sorgulanmakta, sonuçlara gidilmekte ve çözüm önerileri sunulmaktadır.

Toplumlarda değişim kaçınılmaz bir olgudur. Heraklitos´un “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözüyle evrenin belli bir “oluş” sürecine dayalı olarak var olduğunu ve her şeyin değişmeye, harekete mecbur olduğunu açıkça ifade etmiştir. Değişim iki yönlüdür. Değişim iyi yönde ise bu bir gelişimdir. Değişim kötü yönde ise buna bozulma ve yozlaşma denebilir. Toplumun kültürel yapısının iyi yönlü bir değişim ile gelişmesi, olması gereken, beklenendir. Ama toplumlararası etkileşim, eskiden güçlü olan toplumların lehinde olduğu gibi, bugün de teknoloji ve ekonomiyi yönlendiren toplumların kültürel yapıları lehinde bir değişim söz konusudur. Toplumun temel yapısını kültür oluşturduğuna göre, bu kavramı ele almakta yarar vardır. Kültür, insanoğlunun doğayı denetim altına almak için yarattığı her şey ve bütün bu çaba sonunda beliren anlamlar, değerler, kurallardır. Burada maddi ve manevi kültür ayrımı ortaya çıkmaktadır. Maddi kültür bütün araç ve gereçleri kapsar. Maddi olmayan kültür ise gelenekler, inançlar ve manevi değerlerle belirlenir. Hiç şüphesiz maddi olmayan kültürün ardında, belirleyici öğe, maddi kültürdür. Maddi kültürün bir parçası olan teknolojinin nasıl kullanılacağını belirleyen öğe de ideolojidir. Örneğin atomun parçalanması teknolojik bir gelişmedir. Bunun insanın kendi cinsini yok etmek için bomba olarak mı? Yoksa elektrik ve ısı olarak insanların mutluluğu için mi kullanılacağı bir ideoloji sorunudur. İnsanın yarattığı ideoloji, teknolojiye egemen olmalı, doğayı denetim altına almasını sağlayacak birikimi ortaya koymalı, insanlar arası sömürünün de her türlüsüne çözüm getirmelidir (Kongar, 1995; 23-24) .

Kültürel öğeler bir toplumda ya başka kültürlerden etkilenerek devam etmiş, ya da başka bir kültürel yapının içine kaynaşmış ve bir bileşik hâlini almış ya da o kültürel öğe tamamen başka bir kültürün egemenliğinde eriyip gitmiştir.Kültür; toplumun yaşayış tarzı, tinsel özellikleri, gelenekleri, töreleri, dili, duyuş ve düşünüş birliği, resmi, mimariyi, müziği vb. barındıran tüm sanatsal ürünlerdir. Bir milletin dil ve müziği kültürü oluşturan en önemli yapı taşlarından ikisidir. Bir milletin dili ve müziğine bakıldığında, o milletin yaşayışı, milli değerleri, gelenekleri daha birçok kültürel özelliğine ilişkin bilgiye ulaşılması mümkündür. Bu iki kültürel öğenin yapısında meydana gelen gelişim, değişim ve bozulmalarda da aynı şekilde paralellik göstermektedir. Dil bir milletin bütününü kucaklayan, birlik ve beraberliği sağlayan bir unsur olup, ortak deyimler ve atasözleri ile pek çok zenginliği arındırmaktadır. Toplumları peşinden sürükleyen liderlerin ortak özelliklerine bakıldığında dili; etkin, anlaşılır, tüm mimik ve jestlerle kullandıkları görülmektedir. Dili en iyi kullanan liderlerden biri hiç kuşkusuz Atatürk´tür. O dönemde yazı dili Farsça ve Osmanlıca, konuşma ve Anadolu´da geçerli olan dil Türkçe iken, Atatürk bu çok başlılığı görerek en önemli devrimlerden biri olan dil devrimini gerçekleştirmiştir.

Türkçenin Gücü

Atatürk´ün dil devriminin ilk işareti 1930 yılında Arsal´ın bir kitabına yazdığı sunuş yazısıdır. Bu yazının her cümlesi dikkatle incelendiğinde, dilin Atatürk için ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Bu sunuş yazısı, ‘Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.´ cümlesiyle biter. Dil bağımsızlığı ülke, ulus bağımsızlığı kadar önemlidir. Türkçe, en önemli kazanımlarını Atatürk döneminde Harf Devrimi ve Dil Devrimi ile elde etmiştir. Türkçe, ulusal dil niteliği kazanmıştır.

Türkçenin ne denli zengin ve kendini zenginleştirme özelliğine sahip bir dil olduğunu hatırlamak için bazı özelliklerini sunmakta yarar vardır. Türkçe, yapısı gereği yeni sözcük ve terim türetmeye son derece uygun diller arasındadır. Türkçenin bir başka özelliği de sadece türetme yoluyla değil, aynı zamanda sözcükleri birbirine ekleyerek yeni sözcükler üretme özelliğinde olmasıdır. Türkçenin gücünü aldığı kaynakları vardır. Bu kaynaklardan, ses yapısından sonra en önemlisi uzun bir tarihsel geçmişe dayanmasıdır. Türkçe, konuşulduğu dönemlerin başından itibaren, şu an konuşulan diller yoktu. Bırakın bu dilleri, bu dillerin ataları sayılabilecek diller yoktu. Türkçe yazı ve bilim dili olarak tarih boyunca kullanıldı. Konuşma dili olarak en az 5000 yıllık bir tarihe sahiptir. Türkçe yeryüzünde yaygınlığı en fazla dillerden biridir. 12 milyon km karelik bir alanda, Türk dilinin çeşitli fonları konuşulmaktadır. Konuşan sayısı bütün Türk lehçeleri ile birlikte 200 milyonun üzerindedir. Bugün Çince ve Hintçe için daha fazla konuşana sahiptir denebilir ancak tek bir Çince ve tek bir Hintçe yoktur. 1980 yılında yapılan bir araştırmaya göre; Türkçe bütün fonlarıyla düşünüldüğünde, dünyanın ilk on dili arasında yer almıştır. Türkçenin bir başka güç kaynağı, sözcük, deyim, terim ve anlamdan oluşan söz varlığıdır. Yazı dilimizin söz varlığı bugün 104 bine ulaşmıştır. Dilimizin toplumumuz tarafından az bilinen yanı da diğer dilleri etkileme gücüdür. Şu anda biz kullanılan yabancı kökenli sözcüklere bakıp dilimizin etki altında kaldığını düşünüyoruz. Ama, diğer dillerde sayısı 12 bine ulaşan yerleşmiş Türkçe sözcük bulunmaktadır.

Görülmektedir ki, Türkçe sahip olduğu tarihsel birikimle, köklü, kullanılabilirliği pratik, zenginliklerini içinde barındıran çok güçlü, sessel açıdan da estetik bir dildir. Türkçenin bu kadar güçlü ve güzel bir dil iken bugün kullanımındaki kirlenme istenmeyen bir durumdur. Dili olumsuz etkileyen faktörler ne olursa olsun, toplumu oluşturan bireylerin doğru dil eğitimleri ile dilin korunması, en azından özenli kullanılması için duyarlılık kazandırılabilir. Bu konuda uygulanagelen eğitim politikalarının doğruluğu ve yeterliliğini tartışması karşımıza çıkmaktadır. Bugün Türkçe, çok fazla yabancı sözcüğün ve terimin bulunduğu, toplumun çok kısıtlı kelime haznesi ile günü geçirdiği, kısır ve yoz hâle gelmiştir. Bunların nedenleri müziğimizde oluşan yozlaşma ile birlikte ele alınacaktır.

Müziğin Gücü

Müzik duyulara hitap eden, insanın içsel dünyasına derinliklerine inen, etkili bir sanat dalıdır. Melodinin yarattığı büyülü ortam kitleleri peşinden sürükleyebilmekte, aynı zamanda toplumun aynası olma özelliği taşımaktadır. Toplumda müzik, birey, toplum, ekonomi, eğitim ve daha pek çok şey üzerinde etkili olmaktadır. İnsan, anne karnında başlayan duyu organlarının gelişimi ile sessel bir ortam içerisinde gelişimini tamamlamakta ve sessel bir dünyaya doğmaktadır. İlk önce aile, sonra sosyal çevre ve toplumda öğrenilen  ninni, türkü ve şarkılarla bireyin müzik kültürünün temeli atılmaktadır. Birey sıfır yaşından itibaren ailenin dinlediği radyo, televizyon, internet ve diğer kitle iletişim araçlarıyla birlikte büyümekte, bu kitle iletişim araçlarının kullandığı Türkçe ve popüler müzik türleri, bebeğin ilk müzik kültürü üzerinde etkili olmaktadır. Televizyonun tüm evlere giren, ucuz, zahmetsiz bir eğlence aracı olması, kitleleri 24 saat iyi ya da kötü yönde etkilemektedir. Geniş kitleleri televizyon karşısında tutmak için pek çok yöntem denenmektedir. Televizyon kanallarının reklam gelirlerinin artması ve topluma da sahte gündem oluşturması açısından yabancı ülkelerden ithal edilen pop-star yarışması ile ilgili ilginç veriler dikkat çekicidir.

Medya Takip Merkezi´nin araştırma sonuçlarına göre, “Popstar”, 1 Ocak-7 Şubat 2003 tarihleri arasında, gazete ve dergilerde, tam 680 haber, 335 köşe yazısı, 31 ropörtaj ve 2 karikatüre konu olmuştur. MTM Medya Takip Merkezi, Ocak başından final gecesi olan 7 Şubat´a kadar, hem yazılı basını hem de TV kanallarını incelemeye almıştır. Buna göre, medya 38 günde, Popstar ile ilgili tam 1634 tane habere yer vermiştir. Haberlerin 1048 tanesi gazete ve dergilerde yer alırken, 586 tanesi TV kanallarında yayımlanmıştır. 23 TV kanalını izleme altında tutan MTM Medya Takip Merkezi verilerine göre, 14 TV kanalında, 556 kez ve toplam 124 saat yarışmayla ilgili haber veya program izlenmiştir. Yarışmanın yayımlandığı Kanal D, 38 günde, yarışma da dâhil olmak üzere, “Popstar”a yaklaşık 76 saat yer vermiştir. Kanal D, aralıksız olarak Popstar yayınlamış olsa idi, 3 günden fazlasını bu konuya ayırmış olacaktı.  Televizyon da dâhil olmak üzere kitle iletişim araçları, popüler kültür ve kitle kültürü kavramlarını karşımıza çıkarmaktadır.

Popüler Kültür ve Kitle Kültürü

Sanayileşmiş toplumların önemli özelliklerinden biri, kitlesel üretimdir. Kitlesel üretim, beraberinde kitlesel tüketimi zorunlu hâle getirmiştir. Kitlesel tüketim çok boyutlu ve kültürel zenginlikten daha çok, tek boyutlu tüketime dönük kitle kültürü içinde hız ve yoğunluk kazanır. Kitle kültüründe, değerlerle biçimlenen kültürel zenginlik yerine, tüketimle yönlendirilen kitle kültürü egemen olur. Bu kültürde reklâmlar kişilerin sağduyularına değil, tutkularına seslenir. Tüketim tutkusunun giderek yoğunlaşması, gerçek ihtiyaçları gidermekten daha çok, insanın iç dünyasındaki boşluğun giderilmesine uğraşır. Bu tüketme yarışı içinde bilgilerin kirlenmekle kalmadığı gibi, insanların tek tek kültürel derinliklerini yitirerek sıradanlaşması söz konusudur. Yukarıda söz edilen kitle kültürü, popüler kültür kavramıyla örtüşen bir anlamda kullanılmıştır. Bir ürünün, bir sanatın ya da bir müziğin popülerliğinden söz etmek için o ürünün ya da sanatın geniş kitlelerde alıcı bulması gerekmektedir. Popüler kültür, kendi ekonomisini ve alıcısını yaratır. Yine popüler müzikte de bir müzik endüstrisi oluşturmuştur. Müziği yönlendiren sektör, dışarıdan bireye yön verir. Bireyin beğenisinin altında ise, kültürel arka planın etkisi vardır. Kültürel arka plan, bireyin içinde bulunduğu toplumun tarihine gönderme yapan bir kavramdır. Kültürel arka plan, toplumsal tüm olayların insanlar üzerindeki etkilerinin bütünüdür. Göç de, kültürel arka plan üzerinde etkili sosyolojik bir olaydır. Köyden kente ya da kentten kente gerçekleşen göçün nedenleri çoğunlukla ekonomik olup, nedenleri sezonluk göç, tayin ile göç, doğal afetler sonunda göç, geleneğe başkaldırı ve terör nedeniyle olan göç şeklinde sıralanabilir. Göç gönüllü bir sürgün hareketi, bir kimlik kaymasıdır. Göçün müzik beğenisine yönlendirici, güdüleyici etkisi bulunmaktadır. “Türküler sıla “özlemini” giderirken, kent atmosferindeki endüstriyel dinamiğin etkisi ile değişime uğrar. Bağlama, yanında gitar ile icra edilir ya da elektronikleşir. Köyden taşınan türküler, içselleştirdiği enstrümanları yanına alarak köye döner. Kitle iletişim araçları ile desteklenen popüler kültür, müzik içinde tüm değerleri özümseyerek, kendine özgü tarzda geri sunar. Müzik artık popüler kültürün içinde standartlaşmış ve üretildiği ortama yabancılaşmıştır. Gelenek yavaş yavaş geri dönüşü olmayan, savunulamayan ironi ile popüler

kültüre eklemlenmiştir.”  Toplumumuzun büyük bir kesimi, içerisinde bulunduğu düşük yaşam kalite düzeyi içerisinde bile isyan etmeyen, kanaatkâr, azla yetinen bir yapı sergilemektedir. Dolayısı ile popüler kültürün ve koşulların ortaya çıkarttığı yoz denebilecek müzik türleri için de yine seçmeyen ve ne verilirse yetinen bir yapı bizi şaşırtmamalıdır. Geniş kitlelere ulaşan popüler müzikten toplumun etkilememesi mümkün değildir. Popüler müzik içerinde kullanılan söz unsuru da müziği değerlendirirken birlikte ele alınmalıdır. Popüler müzik konularını da yine yaşamdan alıyor gibi görünse de göç sonrasında yaşanan travmaların ve ekonomik sorunlarla boğuşan toplumun olumsuz, karamsar olan “arabesk” ve “fantezi” diye adlandırılan müziğe kucak açması normaldir. Pop müzik, fantezi, arabesk, pop halk müziği vb. türlerin konuları, yalnızlık, ihanet, isyan, kavuşamama, aşk, sevgilinin terki, kötü kader, kötü dünya, intihar, ölüm, boş vermişlik, gününü gün etme vs şeklinde sıralanabilir. Bu müziklerin şarkı sözlerinin de içerisinde dil kirliliğine yol açan argo kelimeler de çok sık kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse:

“Ayılık var senin hamurunda”, “Allah belanı versin”, “Seni anan benim için doğurmuş”, “Kıl oldum abi” “Hüp diye içine çek beni”, “Pantalonunu sevdim çıkar onu bebeğim”,  “Batsın bu dünya”, “Geberiyorum aşkından”, “Kırıcan mı belimi”, “Öldürcen mi, çıldırtcan mı”, “Ayağını yerden kescem senin”, “Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam”,

Gençlerin bu gibi sözlere bel bağladıklarında, bu sözlerin içeriğinin verdiği zararın yanında yazma ve söyleme biçimleriyle de hem Türkçeye hem gençlere zarar vermekteler. Hele Türkçe için, “Yazıldığı gibi okunur, okunduğu gibi yazılır.” biçimindeki bir ezberden fazlası öğretilmemiş gençlerde, bu yazılış ve söyleyişlerin asıllarını öğrenmemeye, hatta önemsememeye yol açabilirler. Zaten internet letişiminde, “çetleşme” adı verilen hızlı haberleşmelerde, cep telefonu mesajlarında bu biçimde yazmakta olan genç için, garip bir durum değildir bu, kendisinin de bildiği biricik yazımdır. Anadilinin yazım ilkelerini bile bilmeyen bir gençten, o dili önemsemesini bekleyebilir miyiz? Peki, önemsemediği dille doğru düşünmesini, icatlar yapmasını, yaratıcı olmasını bekleyebilir miyiz? İşte, bir çeşit oyun olarak algılanan ve ciddiye alınmayan durum, bu kadar tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Pop içerisinde çok güzel sözlü müzikler de var. Barış içinde, kardeşçe yaşayan, acı ve mutluluğu paylaşan, yardımlaşan, sebat eden, erdemli, kendisi tokken komşusunun açtığına razı olmayan Türk toplumunun müziği bu olmamalıdır. Güzel konuları olan popüler parçaları bulmak olumsuz örneklerine göre daha zor olmaktadır. Örneğin:

“Sev kardeşim elini ver bana”, “ Hey özgürlük”, “Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz”, “İkinci bahar yaşıyor ömrüm”, “Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye”,  “Gül döktüm yollarına”, “Bir başkadır benim memleketim”

Bir ulusu diğer uluslardan ayıran özellikler (dil, müzik, yaşam biçimi, değerleri) o toplumun sürekliliği için hayati olduğuna göre, toplumu oluşturan her bir bireyin üzerine görevler düşmektedir. Bu her bir bireyin duyarlılık ve farkındalık eğitimi almasıyla mümkündür. Bunda eğitimin ve özellikle sanat eğitiminin rolü büyüktür. Yasaklara ne kadar karşı olsak da bir mekanizmanın bu denetimsiz kültürel ortama sınırlama getirmesi gerekmektedir. Hiçbir sansür tartışması bir milletin toplumsal, ahlaki değerlerin korunmasından üstün tutulamaz. Radyo televizyon üst kurulu, çıkartılacak olan yeni yasa ve yönetmelikler ile denetimi mekanizmalarını işletebilir. Toplumun her kesimine görevler düşmektedir. İzlenme oranlarının (reyting) reklam gelirlerinin yayın akışını, kalitesini belirlediği medyanın işleyişi gözler önündedir. Televizyon ve radyo programlarının izlenmesinde, özellikle anne ve babaların daha seçici olmaları gerekmektedir. Radyo ve televizyonlardaki bozuk Türkçe ve hoş bulmadıkları müzik ve programlarla ilgili olarak herkes, e- posta ve telefonlarla tepkilerini TV kanallarına ve RTÜK´e doğrudan iletmelidirler. Temiz dil ve müziğe dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturulması için sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket edilerek kampanyalar açılabilir. Medyada ‘suyunu boşa harcama” gibi olumlu güzel kampanyalar dil ve müzikteki yozlaşmanın durdurulması için de başlatılmalıdır. Toplumun bilinçlenmesi yine de eğitimle mümkün görünmektedir. Eğitim, sanat ve kültür politikaları yeniden oluşturulmalıdır. Türkçe ses bayrağımızdır. Bu bayrağı herkes tertemiz taşımalı, müzik içerisinde de bu bayrak kirletilmemeli, gelecek kuşaklara temiz bir şekilde teslim edilmelidir








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
BOŞ VAKİTLERİNİ ÜRETİME ÇEVİRDİLER
BOŞ VAKİTLERİNİ ÜRETİME ÇEVİRDİLER
Engellilerden göz kamaştıran sergi
Sanat engel tanımıyor
Sanat engel tanımıyor
Hatay´ın İskenderun ilçesinde bulunan özel bir rehabilitasyon merkezindeki engelli vatandaşlar yaptıkları resim ve el işleri çalışmalarıyla hem engellerini aşıyorlar ve hem de aile bütçelerine katkı sağlıyorlar.
Görele Korosu´ndan, “Türkü Gecesi”
Görele Korosu´ndan, “Türkü Gecesi”
Görele´de Engelliler Haftası´nda engellilerden oluşan koro konser verdi
Sahnenin yıldızları bu kez özel çocuklar oldu
Sahnenin yıldızları bu kez özel çocuklar oldu
Engelliler Haftası kapsamında Edirne Belediyesi Edirne Akademi ve Özel Arda Özilke Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi´nin işbirliğinde gerçekleştirilen ‘Sevgiye Engel Yok´ isimli programda sahnenin yıldızı Edirne´nin özel çocukları oldu.
Şarkılarıyla  renk kattılar
Şarkılarıyla renk kattılar
Otizm orkestrasından oluşan müzik gurubu şarkılarıyla büyüledi
ÜLKE GENELİNDE YARIŞMA İLGİ GÖRDÜ
ÜLKE GENELİNDE YARIŞMA İLGİ GÖRDÜ
“Engelli resim yarışmasına Türkiye´nin dört bir yanından yoğun başvuru”
8. Barikat Film Festivali´nin açılışı göz bandı takılarak yapıldı
8. Barikat Film Festivali´nin açılışı göz bandı takılarak yapıldı
Türkiye´de Engellilerin sanatla buluştuğu 8. Barikat Film Festivali´nin açılışı Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı´nda yapıldı. Açılışta engelsiz davetliler de gözlerine bant çekerek engelliler gibi görmeden “Oz Büyücüsü” isimli sinema filmini sesli ve betimlemeli olarak izledi. Film sayesinde katılımcılar görme engellilerin yaşadıklarını kısa bir sürede olsa hissetmiş oldu.
´Engelsiz Yaşam Korosu´ yeni konserler için hazırlanıyor
´Engelsiz Yaşam Korosu´ yeni konserler için hazırlanıyor
Tekirdağ´da down sendromlu, otizmli, görme ve bedensel engellilerin oluşturduğu "Engelsiz Yaşam Korosu" yeni konserler için çalışmalarını sürdürüyor.
DOWN SENDROMLU ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE MÜZİĞİN ÖNEMİ
DOWN SENDROMLU ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE MÜZİĞİN ÖNEMİ
İnsanda genetik düzensizlik sonucu, fazladan bir 21. koromozomun bulunması ve bu durumun getirdiği sorunlara Down Sendromu veya Mongolizm denir.
Ateş´in müzik aşkı engelleri yıktı
Ateş´in müzik aşkı engelleri yıktı
Otizmli Ateş, tek parmakla çalmaya başladığı piyano sayesinde keşfedilen müzik yeteneğiyle yaşama tutundu ve bir üniversitenin müzik bölümü öğrencisi olarak verdiği konserlerle azmin sembolü oldu
Genç kızın piyano aşkı engel tanımıyor
Genç kızın piyano aşkı engel tanımıyor
Eğitimci bir ailenin 3 çocuğunun en küçüğü olan down sendromlu 28 yaşındaki Eda Bayrak, küçük yaşlarda severek dinlediği Mozart´ın eserlerini şimdi piyanoda çalıyor.
Iraklı görme engelli kardeşlerin müzik tutkusu.
Iraklı görme engelli kardeşlerin müzik tutkusu.
Irak´taki çatışmalardan kaçarak Van´a yerleşen 9 nüfuslu Bilen ailesinin görme engelli çocukları, müzik sayesinde karanlık dünyalarını aydınlatıyor.
Engelli Mehmet´in hayali müzik öğretmenliği
Engelli Mehmet´in hayali müzik öğretmenliği
Doğuştan yürüme engelli 17 yaşındaki Mehmet Kaya, öğretmen olup çocuklara müzik eğitimi verme hayali kuruyor.
Down sendromlular "aşk"ın filmini çekti.
Down sendromlular "aşk"ın filmini çekti.
Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kerem Kaban´ın "film terapi" projesi, 10 down sendromlu gencin katılımıyla aşkı anlatan 7 dakikalık bir görsel öyküye dönüştü.
ÖDÜLLE DÖNDÜ.
ÖDÜLLE DÖNDÜ.
Down Sendromlu Deniz, Barcelona Film Festivali´nden ödülle döndü.
Beyoğlu Pasajları
Beyoğlu Pasajları
Beyoğlu´nun pasajları zamana meydan okuyor
Engelli çocuklarla ´sevginin dili´nde buluştular
Engelli çocuklarla ´sevginin dili´nde buluştular
Akdeniz Üniversitesinde öğrenim gören 30 öğrenci, "Sevginin dili" adını verdikleri sosyal sorumluluk projesi ile işaret dili eğitimi alarak engelli çocuklara işaret diliyle tiyatro oyunu sahneledi.
Engelli ressam hayallerini duvara yansıtıyor
Engelli ressam hayallerini duvara yansıtıyor
Ankara´da yaşayan zihinsel engelli ressam Muhammed Yalçın, Kırklareli Belediyesinin daveti üzerine geldiği kentte cadde ve sokaklardaki duvarlara çizdiği şekiller, yaptığı resimlerle ilgi çekiyor.
´Parmak ucuyla gören ressam´dan ailelere tavsiyeler
´Parmak ucuyla gören ressam´dan ailelere tavsiyeler
Yeteneği uluslararası belgesellere konu olan, doğuştan görme engelli ressam Eşref Armağan, engelli ailelerine, çocuklarına güvenmeleri tavsiyesinde bulundu.
´Engelsiz Maket Sergisi´, Miniatürk´te açıldı
´Engelsiz Maket Sergisi´, Miniatürk´te açıldı
Engelli Suat Yüksel´in ilk kişisel minyatür maket sergisi, Engelliler Haftası kapsamında Miniatürk´te 22 Mayıs´a kadar görülebilecek.
´Benim Annem Bir Melek´ sergisi açıldı.
´Benim Annem Bir Melek´ sergisi açıldı.
SERÇEV tarafından, Anneler Günü ve Engelliler Haftası dolayısıyla serebral palsili çocuklar ve annelerinin günlük yaşamlarından anlar içeren fotoğraf sergisi düzenlendi.
´Damal bebeği benimle yok olmasın´
´Damal bebeği benimle yok olmasın´
Ardahan´ın Damal ilçesinin adıyla anılan geleneksel Damal bebeklerinin ustası 70 yaşındaki Fidan Atmaca, bebek yapımına genç neslin ilgi göstermemesinden yakınarak, " Damal bebeği benimle yok olmasın." Dedi.
´Neşeli ol hayatını yaşa´ yazılı mozaik bulundu
´Neşeli ol hayatını yaşa´ yazılı mozaik bulundu
Antakya´da yürütülen kazı çalışmalarında üzerinde Grekçe "Neşeli ol hayatını yaşa" yazılı mozaik bulundu.
‘´MÜZİK BENİM İÇİN İNSANLAR VE YAŞAM ARASINDAKİ PERDE GİBİDİR´´
‘´MÜZİK BENİM İÇİN İNSANLAR VE YAŞAM ARASINDAKİ PERDE GİBİDİR´´
NİHAYET MURAT BAGİ´NİN BEKLENEN ALBÜMÜ´´SENDEN VAZGEÇMEM ‘´İSMİ İLE DİNLEYİCİ İLE BULUŞTU.
DOLAR
5.3504
EURO
6.0839
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.

Hz. Muhammed
BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ? -Hapşırdığınız zaman kalbinizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. (Ya bi kez griptim hesapladım 120 kez hapşırmışım demek ki kalbim 1 dakika durmuş o gün) -Eiffel kulesinin tepesine çıkana kadar

İlginç Bilgiler
Label

Label
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ