Süt ithalatının önü açılıyor: Her şeyin fiyatı artıyor, üreticide fiyat sabit

Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, “2010 yılında sütte yaşanan fiyat düşüşü ve maliyetlerin çok yükselmesi sonucu 1 milyondan fazla inek kesildi hâlâ o yıkımı yaşıyoruz" dedi.

Süt ithalatının önü açılıyor: Her şeyin fiyatı artıyor, üreticide fiyat sabit

Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, “2010 yılında sütte yaşanan fiyat düşüşü ve maliyetlerin çok yükselmesi sonucu 1 milyondan fazla inek kesildi hâlâ o yıkımı yaşıyoruz" dedi.

Çiğ süt fiyatları 14 aylık süre için brüt 2 lira 30 kuruşta sabitlenirken, bu tarihler arasında süt yem fiyatları yüzde 15.4, saman yüzde 12.9, mısır silajı yüzde 21.1, yonca otu ise yüzde 15.2 oranında arttı.

 

Ulusal Süt Konseyi tarafından 15 Kasım 2019’da açıklanan ve 2020 yılı aralık ayına kadar sabitlenen brüt 2 lira 30 kuruşluk süt fiyatı nedeniyle süt üreticisi büyük kriz yaşıyor. Süt üreticisinin eline ise net 2 lira 13 kuruş geçiyor. Markette ise sütün fiyatı 5 liradan başlıyor.

 

Evrensel’e konuşan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, çiğ sütte uygulanan sabit fiyat politikasına ilişkin, “Bu son derece yanlış. Bunun getirdiği önemli sıkıntılar oluyor. Aslında 2010 yılındaki başlayan ithalatın temel nedenleri de buydu. O dönemde çiğ sütte yaşanan fiyat düşüşü ve maliyetlerin çok yükselmesi sonucu 1 milyondan fazla inek kesildi ve 10 yıl geçti hâlâ o yıkımı açıkçası karşılayamadık” dedi.

 

Çiğ süt fiyatını Gıda Komitesi’nin belirlediğini ve fiyatı Ulusal Süt Konseyinin açıkladığını kaydeden Yıldırım, “Girdiler bu kadar yüksek artarken, süt fiyatlarının sabit tutulması zaten doğru ve uygulanabilir bir durum değil” dedi. Yıldırım, “Yem fiyatı artıyor, veterinerlik hizmetleri artıyor hepsi artıyor ama süt fiyatı sabit. Böyle bir uygulama ne kapitalizmde var ne başka bir sistemde var. Dolayısıyla tüketicinin tükettiği paket sütlerde veya diğer sütlerde böyle bir uygulama yok. Herkes maliyeti yansıtıyor ama bir tek çiftçiye ‘Hayır senin ürettiğin üründe fiyat sabit’ deniliyor. Bu son derece yanlış. Bunun getirdiği önemli sıkıntılar oluyor” ifadelerini kullandı.

 

2010 YILI: MALİYET ARTTI, FİYAT DÜŞTÜ, HAYVANLAR KESİLDİ, İTHALAT BAŞLADI

2010 yılındaki başlayan ithalatın temel nedenlerinin de aynı olduğunu söyleyen Yıldırım, “O dönemde çiğ sütte yaşanan fiyat düşüşü ve maliyetlerin çok yükselmesi sonucu 1 milyondan fazla inek kesildi ve 10 yıl geçti hâlâ o yıkımı açıkçası karşılayamadık. Bu nedenle üreticinin süt fiyatını sabitlemek en yanlış karardır. O zaman girdi fiyatları da sabitlensin. Ama bu yapılmıyor. Sadece üreticinin süt fiyatı sabitleniyor” diye konuştu.

 

"TÜRKİYE TARIMDA VENEZUELA’DAN KATBEKAT POTANSİYELLİ"

Venezuela’dan yapılacak peynir ve süt ürünleri ithalatının da hem üreticiyi hem tüketiciyi ürküttüğünü söyleyen Yıldırım şöyle konuştu: “Özellikle Venezuela’dan öngörülen 1500 tonluk ithalat var. Orada ikili anlaşma çerçevesinde verilen bir taviz var. Burada sorgulanması gereken Türkiye zaten yılda 50 bin ton peynir ihracatı yapıyor. İthalatı da 7 bin ton civarında. Net olarak ihracatçı fakat sorgulanması gereken bu tür anlaşmalarda Türkiye’yi yönetenler hep tarım ürünlerini taviz olarak veriyorlar. İthalat miktarından çok üreticiyi de tüketiciyi de endişelendiriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin peynir ve süt üretiminde Venezuela’dan katbekat üstün potansiyeli var. Üretici ‘İthalat yapılıyor’ denince üretimden kaçıyor. Zaten maliyetleri yüksek. Böyle bir yansıması var.”