Mimarlık fakültesinin ve ülkenin kaygılıları 1: Şehir Planlama Öğrencileri

İTÜ Şehir Planlama Öğrencileri, geleceğe yönelik neler düşündüklerini, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl gördüklerini ve değişim olanakları açısından neler düşündüklerini anlattı.

Mimarlık fakültesinin ve ülkenin kaygılıları 1: Şehir Planlama Öğrencileri

İTÜ Şehir Planlama Öğrencileri, geleceğe yönelik neler düşündüklerini, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl gördüklerini ve değişim olanakları açısından neler düşündüklerini  anlattı.

Metin Berk SÜER-  Everensel.net

 

Bu sene pandemi koşulları ile birlikte üniversitelerin de eğitim dönemlerinin bitişinin beklenenden çok daha geç tarihlere kalması yeni mezun olan öğrencilerin Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı ile birlikte düşünüldüğünde gençlerin kaygılarını ve geleceklerine yönelik kafalarındaki soru işaretlerini de artırmış durumda. Biz de bu durumu İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde farklı bölümlerde okuyan ve bu dönem mezun olan gençler ile konuşarak geleceğe yönelik neler düşündüklerini, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl gördüklerini ve değişim olanakları açısından neler düşündüklerini konuştuk.

 

GENÇLİĞİN KAYGILARI

İlk olarak  Türkiye'de üniversiteden yeni mezunu bir genç olarak içinde yaşadığı koşullarla ilgili ne düşündüğünü ve geleceğine yönelik kafasında oluşan kaygılar olup olmadığını, eğer varsa sebeplerini konuşmaya başlıyoruz.

 

Bu yaz Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun olan Övünç Tepe geleceğe yönelik kaygıların daha üniversite tercih döneminde hangi bölümü seçmek istediğimize karar verdiğimiz süreçte başladığını belirterek başlıyor sözlerine. “İçinde bulunduğumuz ekonomik çıkmaz, çalışan haklarının yok sayılması ve bunların yarattığı kaygılar bizleri ilgi ve becerilerimize yakın hissettiğimiz bölümlerden uzak tutuyor, gelecekte geçimimizi düşünerek seçimler yapmamıza sebep oluyor.” diyerek sözlerine devam eden Övünç, bu seçim baskısının eğitim sürecinde de etkili olduğunu ve bunun sonucunda bugün üniversitelerde bilgi birikimin paylaşıldığı ve bilgi üretimini destekleyecek bir eğitim anlayışının ortadan kaybolduğunu ekledi. Oluşan bu durumun üniversiteleri, mesleki eğitim ve para kazanmaya giden yolda sadece bir basamak algısına dönüştürmüş durumda olduğunu belirtti.

 

“Ekonomik koşulların ön görülemez hal aldığı ülkemizde, geleceğimize dair uzun planlar yapmak imkansız hal almış durumda. Bu etkenlerin dışında iş alımlarında izlenen ‘araya tanıdık koymak’ sistemi bizleri yıllarca emek vererek alanımızda elde ettiğimiz birikimlerimizin boşa gitmesine sebep oluyor, günün sonunda sonucu önceden belli iş başvurularında birilerinin dayısın oğlu, amcasının kızı işi alıyor. Bu durum bizlerin geleceğe, iş ahlakına ve etik değerlere karşı olan inancını yitirmemize neden oluyor.” diyerek bu soruya dair fikirlerini belirtti.

 

“İŞ BULABİLECEK MİYİZ?”

İkinci olarak söze başlayan yine Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun olan Cansel

 

bu sene mezun olacak olan bir öğrenci olarak iş bulmanın kendisi için oldukça endişe verici bir konu olduğunu belirterek sözlerine başladı. “Bu zamana kadar 4 sene okudum ve seneye yüksek lisans yapmayı düşünuyorum fakat uzun yıllar bu kadar emeğimin ve çalışmamın karşılığını alabilecek miyim bu büyük bir soru işareti. Ülkemizdeki işsizliğin hızla artmasi, açılan çok sayıda ve içi dolu olmayan özel üniversitelerle ayni dönemde cok fazla mezun verilmekte ve bu mezunlar için gerekli istihdam malesef ki ülkemizde sağlanamamaktadır.” dedi. İstihdamın belli şehirlerde toplanmasının da farklı bir sorun olduğunu ekleyen arkadaşımız, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirler dışındaki yeni mezunlar iş olanakları ve eğitim standartları daha yüksek olduğu için bu şehirlere yönelmekte olduğunu fakat maalesef günümüzde ülkemizin hangi şehrinde olursak olalım gelecek kaygimiz devam etmekte olduğunu belirtti. “İş bulabecek miyiz, bulabilirsek de hak ettiğimiz koşullarda ve mutlu bir sekilde çalışabilecek miyiz, ben haketmediğim bir konumda kalırken bir başkası torpille başa geçecek mi gibi sorularımız hala belirsizlik bulutu içerisinde.” Gençlerin tüm kaygılarin sebebinin istihdam süreçlerinin devlet tarafından iyi yönetilememesi, gençlerin önünün açılmaması, yeni mezun gençlerin çok düşük maaşlarla hakettiği konumlarda işe alınmaması ve bu nedenle geleceğe dair herhangi bir güvencelerinin olmamasindan kaynaklanmakta olduğunu düşündüğünü söyleyerek sözlerini noktaladı. Bu konuya dair düşüncelerini aktaran bir diğer mezun arkadaşımız Cansel ise bu sene mezun olacak bir öğrenci olarak iş bulmanın kendisi için oldukça endişe verici bir konu olduğunu belirterek sözlerine başladı. “Bu zamana kadar 4 sene okudum ve seneye yüksek lisans yapmayı düşünuyorum. Fakat uzun yıllar bu kadar emeğimin ve çalışmamın karşılığını alabilecek miyim bu büyük bir soru işareti” dedi. Ülkemizdeki işsizliğin giderek hızla arttığını fakat açılan çok sayıda ve içi dolu olmayan özel üniversiteler ile aynı dönemde çok fazla mezun verilmekte ve bu mezunlar icin gerekli istihdam maalesef ki sağlanamamakta olduğunu ekleyen Cansel, istihdamin belli şehirlerde toplanmasının da farklı bir sorun olduğunu söyledi.

 

TORPİL VE KAYIRMALAR BİZE NE GETİRİR?

“Düşünüldüğünde şehir dışından üniversite için bu şehre gelmiş gençlerin coğu aynı gelecek kaygısıyla kendi büyüdükleri, yaşadıkları çevre yerine büyükşehirlerde kalarak iş bulma şanslarını artırmak istiyorlar.” dedi. Buna karşılık olarak günümüzde değişen pek bir şeyin olmadığını belirten Cansel, ülkenin hangi şehrinde olursak olalım gelecek kaygımızın devam ettiğini ekledi. “İş bulabecek miyiz bulabilirsek de hak ettiğimiz koşullarda ve mutlu bir şekilde çalışabilecek miyiz? İş dunyasi bize eşit davranacak mı yoksa ben haketmedigim bir konumda kalırken bir başkası torpille başa geçecek mi gibi sorularimiz hala belirsizlik bulutu içerisinde yerini alıyor” dedi. Gençlerin tüm kaygılarının sebebinin istihdamin devlet tarafından iyi yönetilememesi, gençlerin önünün açılmaması, teşvikler verilmemesive tam tersine yeni mezun genclerin çok düşük maaşlarla hakettiği konumlarda işe alınmamasi ve bu nedenle gelecege dair herhangi bir güvencelerin olmamasindan kaynaklandığını ekleyen Cansel bu soruya dair sözlerini noktaladı.

 

Son olarak söze başlayan yine Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden 2. sınıf öğrencisi Fatih, ülkede yaşayan her genç gibi işsizlik ve gelecek kaygısı yaşadığını ve bu kaygılarından dolayı kariyer planımda hemen hemen çoğu kapıyı açık bırakarak en az hasarla atlatmayı planladığını ama durum böyle olunca da bir konunun üzerinde yoğunlaşamadığını söyledi. “Kaygılarımın temel sebebi de ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum ve bu durumun getirdiği şartlar.” diyerek u soruya dair sözlerini noktaladı.

 

KAYGILARI GİDERECEK ÇÖZÜMLER...

İkinci soru olarak arkadaşlarımıza Türkiye'de mevcut politikaları üreten iktidar ve muhalefet partilerinin yaşadıkları kaygıları giderebilecek çözümler üretilip üretilemediğini soruyoruz ve konuşmaya başlıyoruz.

 

İlk olarak söze başlayan Cansel, bu sorunun cevabını hayır olarak vereceğini söylüyor. İsşizlik oranları bu kadar artmışken ülke ekonomisi gitgide kötüye gidiyorken bile iktidar ekonominin çok iyi durumda oldugundan bahsettiğini belirten Cansel, işsizlik probleminin ise bir kenara atılmış görmezden gelinmekte olduğunu ekledi. “Bunun yerine gençlerin yaşam tarzlarına müdahale edilmekte ve bizler aslında geleceği belirsiz bırakılmaktayız. Yeni hazırlanan 25 yaş altı gençlerin sosyal haklarına zarar verici esnek çalışma uygulamalarının gündemde olması da bunun en üzücü örneklerindendir.” dedi. Muhalefet partilerinin ise işsizlik probleminin farkinda olup harekete geçilmesinin, çalışmalar yapılmasinin gerekliğinden ve aciliyetinden bahsetmekte olduklarını söyleyen Cansel, muhalefetin kazandığı bazı büyükşehir belediyeleri tarafından da bir takım çalışmalar uygulamaya sokulduğunu fakat genel olarak bakıldığında mevcut politikaların gençlerin geleceğini güvence altına almaya, onların işsizlik ve ekonomi gibi problemlerini çözmeye yeterli politikalar olmadığını ekleyerek sözlerini noktaladı.

İkinci olarak bu konuda fikirlerini belirtmeye başlayan arkadaşımız Fatih, çeşitli çözümler üretildiğini ama bu çözümler hep yüzeysel ve günü kurtarmaya dayalı olduğunu söyleyerek başladı sözlerine. “Asıl problemler derine inilerek asla çözülmüyor. Örnek olarak ekonomik fayda sağlanmak istenen ve mevcut olmayan yapıların bile bir şekilde başvuru yapıp yararlanabildiği asıl sorun olan imar ve ruhsat probleminin ikinci planda kaldığı 2018 İmar Barışı’nı verebilirim.” dedi.

 

“İKTİDAR GÜNÜ KURTARMAK İSTİYOR”

Son olarak bu konudaki fikirlerini belirten Övünç ise iktidar partisi, gençlerin ve halkın geri kalanın gerçek sorunlarını çözmeye yönelik politikalar üretmek, ülkenin kalkınmasını sağlayacak, eşit ve adaletli ekonomik düzeni sağlayacak, halkın refah düzeyini arttıracak uzun erimli gerçekçi politikalar üretmek yerine gündemi dağıtacak ve günü kurtaracak politikalara zaman harcamakta olduğunu söyleyerek başladı sözlerine. “Her geçen gün gelir seviyeleri arasında artan makasın sorumlusu iktidar, istihdam sağlayacak ve genç işsizliğini azaltıcı politikalarla çözüm üretmek yerine, sermaye yanlısı bir tutum izleyerek kaygıların daha da artmasına ve umutsuz genç işsiz yığınlarının oluşmasına neden olmakta.” diyerek sözlerine devam eden Övünç, bugün ülkemizde birçok üniversite mezununun bu politikalrdan dolayı genç işsiz olduklarını veya kendi birikimleri dışında olan işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını belirtti. Muhalefet partilerinin ise daha gerçekçi çözüm arayışları sunmakta, en azından içinde bulunduğumuz çıkmazın farkında olan politikalar üzerinde durmakta olduklarını ekleyen Övünç, “Hem meclise dahil olan hem de olmayan muhalefet partileri işsizlik, iş cinayetleri, iş alımlarında ve ihalelerde yaşanan kayırmalar, geçim sıkıntıları ve diğer sorunlar üzerinde durmaları ve gündeme getirmeleri, bizlerin de görüşlerini ve beklentilerini dile getiren kitlelerin varlığını gösteriyor.” diyerek sözlerini noktaladı.

 

YENİ KURULAN PARTİLER GENÇLİĞE NE GETİRİR?

Konu muhalaefet partilerine gelmişken her fırsatta gençler ile buluşmaya çalışan ve yeni kurulan Deva ve Gelecek Parti’lerini de soruyoruz arkadaşlarımıza. Bu partilerin Türkiye'de yaşanmakta olan ekonomik kriz koşullarının yarattığı işsizlik, gelecek kaygısı gibi gençlerin kafasındaki sorulara cevap verecek politikalar konusundaki düşünceleri ve olası bir erken seçimde bu partilerin gençlerin desteğini alabilecek bir potansiyeli olup olmadığı soruları ile devam ediyoruz sohbetimize.

 

İlk olarak söze başlayan Fatih, “Açıkçası yeni kurulan bu iki partinin politikalarını bilmiyorum.” diyor ve olası bir erken seçimde bu partilerin özellikle ilk defa oy kullanacak ve iktidardan memnun olmayan gençlerden destek toplayabileceğini, İYİ Parti kurulduğu zaman da bu yaşandığını belirtiyor. Bu tartışmalarda unutulmaması gereken durumun gençlerin iktidar ve iktidarın politikalarından memnun olmayışı olduğunu belirten Fatih,  yeni kurulan bu iki parti ile birlikte muhalefet parti sayısının arttığını ve bununla birlikte oyların bölünme tehlikesi oluştuğunu belirtti. “Bu yüzden iktidardan memnun olmayan biz gençler tek yumruk olmak zorundayız.” diyerek sözlerini noktaladı.

 

“YENİ BİR YOL SUNABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”

İkinci olarak duruma ilişkin görüşlerini aktaran Övünç, yeni kurulan partilerin bulundukları muhalefet durumundan dolayı iktidar partisini ve politikalarını hedef alan eleştiriler ve politikalar üretmekte, genç tabanda daha görünür olmak için yaygın kullanılan sosyal medya uygulamalarında içerik üretmekte olduklarını söyledi. “Açıklamaların ve yaptıkları soru cevap oturumlarında yaşanmakta olan ekonomik kriz koşullarının yarattığı işsizlik, gelecek kaygısı gibi gençlerin kafasındaki sorulara cevap verecek politikalar üretiyor gibi görünüyorlar fakat buradaki kritik durum bu partilerin üyeleri, mevcut iktidarın içinden gelen hatta iktidar içerisinde etkin rol oynayan mevkilerde bulunan kişilerden oluşmaktadır. Dolayısıyla iktidarı destekleyen kesim için iktidarında karalamaları ile ihanet edenler, yoldan çıkmış olanlar olarak gösterilmektedirler.” dedi. İktidar sürecinde yaşanan bütün kanunsuzluklardan, başarısız politikalardan, oluşturulmuş yandaş düzeninden, kısaca Türkiye’yi bugünkü durumuna sürüklemiş bütün durumlardan bu partilerdeki kişilerde sorumlu olduğunu belirten Övünç, bütün yapılanların içinde yer alıp veya sessiz kalıp bu suçun ortağı olan bu partilerin iktidar partisinden temelde farklı bir yapı sunmasını beklenemeyeceğini söyledi. “Seçim ortamında kararsız genç seçmenler içinde yeni bir yol sunabileceklerini düşünmüyorum.” diyerek bu partilere dair görüşlerini noktaladı.

Son olarak kurulan partiler ve seçim ortamına dair geleceğe yönelik olarak Türkiye de olası bir erken seçimde sonuçların nasıl olabileceğini düşündüklerini konuşuyoruz.

 

OLASI BİR ERKEN SEÇİMDE...

İlk olarak söze başlayan Cansel, iktidarın gelinen bu noktada kamuoyu desteğini kaybetmekte olduğunu ve özellikle gençler tarafından büyük bir oy kaybına uğradığını belirterek başlıyor sözlerine. “Bunun en büyük nedenleri üniversite okuyan, bilgilenen ve çevresindeki olaylardan siyasetin sonuclarından belki de en cok etkilenen grubun gençler olması bence. Gençlerin gelecek kaygısı ve belirsizlikleri arttıkça; gençler bu soruların yanıt bulmasini istiyor, çözümler arıyor.” Devletin kendi vatandaşının yanında olması gerektiğini fakat gençlerin bu desteği görememekte olduğunu belirten Cansel, gençlerin desteğin tam tersine gittikçe umutlarini kaybetmekte olduklarını ekledi. “Bu gibi sebepler, azalan halk desteği ve gittikçe çöken bir sistem ile ülkenin daha fazla yönetilemeyeceğini düşünüyorum.” diyerek sözlerini noktaladı.

 

Son olarak söze başlayan Fatih, ülkenin ekonomik olarak gittikçe kötü duruma gittiğini ve bu durumdan başta gençler olmak üzere iktidarı destekleyenlerin bile rahatsız olduklarını ekledi. “Olası bir erken seçim için de, 2023 genel seçimleri için de iktidarın hiç olmadığı kadar zorlanacağını hatta iktidarın el değiştirebileceğini düşünüyorum.” diyerek sohbetimize noktayı koymuş olduk.