ELAZIĞ ŞARAP FABRİKASI VE BÖLGE EKONOMİSİNE KATKISI

1937 yılında İran ve Irak’a uzanacak demiryolu hattının açılışı için Elazığ’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’e bir köylünün ikram ettiği şarap, Öküzgözü’nün kaderini değiştirmiştir.

ELAZIĞ ŞARAP FABRİKASI TARİHÇESİ.

1937 yılında İran ve Irak’a uzanacak demiryolu hattının açılışı için Elazığ’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’e bir köylünün ikram ettiği şarap, Öküzgözü’nün kaderini değiştirmiştir.

DANIEL O’Donnell’ın ‘Benden sonra Kayra’da yerimi alacak kişi’ sözleriyle övdüğü Elazığ Şarap İşletmesi Üretim Sorumlusu Emre Adem, Kayra Şarapları’nın, Türkiye’nin en doğusundaki şarap üretim tesisine sahip olduğunu söyledi. Adem, tesisle ilgili şu bilgileri verdi: “Bu haliyle şarabın doğduğu topraklara en yakın konumda. Elazığ’daki üretim tesisinde işlenen Türkiye’nin belki de geçmiş kültürüyle bağlantısını oluşturan Boğazkere ve Öküzgözü üzümleri Kayra’nın en önemli güçleri. Elazığ Şarap Üretim Tesisi, 1942 yılında kurulan bir imalathaneyken 1944 yılında büyük bir tesise dönüştürüldü. Kuruluşunda 1.16 milyon litre şarap üretimi yapılıyordu. Bugün yılda 4 milyon 794 bin litre üretim var. Elazığ ve Diyarbakır bölgesinde yetişen Öküzgözü ve Boğazkere üzümleri bu tesiste işleniyor. Tesiste sadece kırmızı şarap üretiliyor. Özel şarapların olgunlaştırılması için 500 fıçılık mahzeni var.”

1940lı yıllarda şarapçılık konusunda bir atılım yaşanan Türkiyede, “Şarap Deneme Evleri” açılmaya başlandı. Kırıkkale, Bilecik, Çorum, Nevşehir, Kırşehir, Isparta, Tokat, Elazığ, Urfa, Yozgat, Maraş, Gaziantep gibi Anadolunun dört bir yanındaki illerde açılan bu imalathanelerde Fransız uzmanlar çalıştırılarak, değişik şarap üretimleri denendi.

Ülkemiz ekonomisi ve tarım üretimi açısından Bağcılık sektörü ve üzüm ürünleri yıllık 130.000 tonluk üretim rakamı ile, maddi gelir ve istihdam kapasitesi açısından çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle Elazığ ili ile özdeşleşen, bölgenin mikro klima iklimine has geleneksel olarak yetiştirilen Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin markalaşma ve pazarlama karması açısından değerlendirilmesi gerekmekte.

Bu noktada; Elazığ’ın markalarından Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin dünya şaraplık üzüm çeşidi ve kalitesi açısından aranan ürün olması, bölgede bağcılık tarımının çok gelişmesini sağlamıştır. Özellikle 1930’lu yıllarda Tekel Şarap Fabrikasının kurulması, üzüm ürününün markalaşmasına ve geleneksel bağcılığın şekil değiştirmesine öncülük etmiştir. Bu çalışmada, Elazığ’ın marka olma yolunda olan Bağcılığın sektör ve pazarlama problemleri, Dünyada Elazığ üzümlerinin önemi, markalaşma problemleri ile ürünün markalaşamamasından dolayı ortaya çıkan problemleri anlatmak istedik.

İklim ve toprak özellikleri nedeniyle ülkemiz tarihsel olarak özellikle bağcılığın beşiği ve merkezi olmuştur. Bu uzun dönemde, Türkiye çok geniş asma çeşidi ve tipiyle zengin gen kaynaklarına sahip olmuştur. Günümüzde üzümün 200 çeşidi yetiştirilmektedir. Modern türlerinin hepsi Akdeniz ve Kuzey Amerika’da yetişen iki ana türden gelmektedir. Düzenli meyve vermeleri ve yetiştirilmelerindeki kolaylıkların yanı sıra, meyve suyu yapımında, derin dondurulma ve konserve yapımında kullanılabilmeleri, küçük işletmelerce taze olarak pazarlanabilmeleri ve büyük işletmelerde endüstriye yönelik ölçeklerde üretilebilmeleri bakımından önemli bir bitki grubunu oluşturmaktadır. Üzüm, alkollü içkiler, meyve suyu, reçel, marmelât, jöle, şeker, pasta, dondurma, mısır gevrekleri ve kurutma endüstrileri ile süt ürünleri ve meyve çayı üretiminde sanayi hammaddesi olarak da önem taşımaktadır. Üzüm; taze, püre, şurup veya su olarak düzenli olarak talep edilmektedir.

Emek-yoğun bir üretim tarzına dayanan üzümün yetiştiriciliğinde, üretim maliyetinin %60-65’i toplama işçiliğinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, Doğu Anadolu Bölgesi gibi sürekli göç veren yerlerde istihdam ve gelir kaynağı olarak kullanılabilme potansiyelinin yanı sıra, yeterli ölçekte bir üretime ulaşılması halinde bu ürünleri hammadde olarak kullanan gıda sanayinin gelişmesi de teşvik edilmesi gerekmekte.

BAĞCILIĞIN DÜNYA’DAKİ ve AB’DEKİ DURUMU

Son 50 yıl içinde ülkeler ve kıtalar arası artan seyahatler, ulaşım ağında, soğuk hava depolarında ve işlenme metotlarındaki gelişmeler egzotik meyvelere karşı duyulan ilginin tüketime yansımasına da hizmet etmiştir. Böylece, 50 yıldan beri Dünya düzeyinde meyve tüketiminde önemli bir artış olmuştur. 1961–1965 döneminde ortalama 191 milyon ton olan meyve üretimi 2.5 katlık bir artışla 2001–2004 döneminde 484 milyon tona ulaşmıştır. Bu durumun sebebi; arz kısmından bakıldığında dikili alanlar ve verimlilik artışları, talep kısmında ise; dünya nüfusu ve gelirlerdeki artış olarak belirlenmiştir. Dünya meyve üretiminde muz %14.20’lik bir artışla birinci sırada yer alırken, üzüm %12.93’lük bir artışla ikinci sırada yer almıştır. 1961–2004 döneminde meyve ağaçlarının dikili alanlarından da önemli artışların olduğu görülmektedir. Dünya meyve üretiminin ilk sıralarında yer alarak sektörde söz sahibi ülkelerin Çin, Hindistan, Brezilya, ABD, İtalya, İspanya, Meksika, Endonezya, İran, Filipinler, Fransa ve Türkiye’nin olduğu görülmektedir.

Çin tek başına taze Dünya meyve üretiminin %19’unu gerçekleştirmekte, onu %14 ve %12’lik paylarıyla sırasıyla AB ve Hindistan izlemektedir. Diğer önemli üreticiler Brezilya, ABD, Meksika, Şili ve Güney Afrika’dır. 2003 yılı verilerine göre; Dünya taze meyve ticareti 11 milyar dolara karşılık gelirken, bunun artan talep nedeniyle ileride daha da büyümesi beklenmektedir.

Birleşmiş Milletler Yiyecek ve Tarım Organizasyonu (Food and Agriculure Organization-FAO)’nun 2005 yılına ait veriler, Dünya toplam üzüm üretiminin %46.5’inin Avrupa, %24’ünün Asya, %20.6’sının Amerika, %5.7’sinin Afrika ve %3.3’ününde Okyanusya ülkelerinde gerçekleştiğini göstermektedir.

Dönem başında 51.9 milyon ton olan toplam üzüm üretimi, yıllar itibarı ile dalgalanmalar gösterse de genelde artma eğiliminde olmuş, dönem sonunda 65.922 milyon tona ulaşmıştır. Benzer bir artış üzüm ithalatında da gözlemlenmektedir. 1990 yılında 13.186 milyon ton olan dünya üzüm ithalatı, 2004 yılında en yüksek noktaya (28.88 milyon ton) ulaşmış, 2005 yılındaki ani bir düşüşle 20.252 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Burada dikkati çeken ilk nokta; İtalya ve Fransa’nın bütün bu dönem boyunca genelde en çok üzüm üreten birinci ve ikinci ülke konumlarını sürdürmeleridir. 2005 yılında Fransa’nın yerini ABD almıştır. İkinci nokta ise; 1990’da 961.220 ton üzüm üretimi olan Çin’in, bu tarihten itibaren üretimini sürekli artırarak 2005 yılında 6.616 milyon tona çıkarmasıdır.

Türkiye’nin üzüm üretiminde ise, genelde dikkat çekici bir değişiklik olmamış, 2001 yılında o zamana kadar devam ettiği 5’inci en büyük üzüm üreticisi konumunu Çin’e bırakmıştır. 2005 yılı verilerine göre; Dünya üzüm üretiminin %12.96’sına yakın bir payını elinde tutan İtalya, 8.654 milyon ton üzüm üretirken, onu 7.099 milyon tonla (dünya üretiminin %10.77’si) ABD ve 6.793 milyon tonla (%10.30) Fransa izlemiştir. Türkiye ise; aynı dönemde 3.65 milyon tonla 6. sırada Dünya üretiminin %5.54’ünü gerçekleştirmiştir.

Türkiye 2011 yılında yaklaşık 70 milyon ton, 2012 yılında 67 milyon ton üzüm üretmiştir (TÜİK).

2012 yılındaki Dünya ülkelerinin (Çin, ABD, İtalya, Fransa, İspanya, Türkiye, Arjantin, İran) üzüm üretimleri verilmiştir. Şarap, üzümün bir ürünü olarak yaygınca tüketilen bir alkolü içkidir. Şarap üretiminde ve ihracatında dünya genelinde sırasıyla %67 ve 73.1’1ik paylarıyla Avrupa kıtasının hâkim olduğu görülmektedir. Özelikle AB–25 ülkelerinin üretimdeki paylarının (%59) oldukça yüksek olması da Avrupa’nın üstünlüğüne yol açmaktadır. Bu kıtayı %19’luk üretim ve %12.6’lık ihracat paylarıyla Amerika, %3.6 ve 5.4’lük oranlarıyla diğer kıtalar izlemektedir.

Şarap tüketiminde de benzer bir şekilde Avrupa’nın önderliği söz konusudur. Dünya tüketimindeki %67.4’lük payıyla Avrupa ilk sırada yer alırken, onu Amerika (%20.5) ve Asya (%7) izlemektedir. Şarap ithalatında Avrupa kıtası (%75’ten fazla) ve Amerika (%15.4) ilk sıralarda yer almaktadır. 2005 yılında en fazla şarap ithalatı yapan ülkeler Almanya, İngiltere, ABD ve Rusya Federasyonu iken, en fazla ihracat yapan ülkeler; İtalya, İspanya ve Fransa olmuştur. AB, işlenmiş üzüm ürünlerinden şarap konusunda dünyanın başlıca üreticisi (Dünya üretiminin %45’i), tüketicisi (dünya tüketiminin %60’ı) ve en büyük ihracat ve ithalat piyasasını oluşturmaktadır. AB’nde şaraplık üzümlerin kapladığı alan 3.4 milyon hektar olup, şaraplık üzüm üretimi yapan işletme sayısı 1.6 milyondur. Ortalama işletme büyüklüğünün 2 hektar civarında olduğu bu sektörde, 1.5 milyon insan sürekli istihdam edilmektedir.

BAĞCILIĞIN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

Türkiye, bağcılık için en uygun iklim şartlarına sahiptir. Bu sebeple, asma yetiştiriciliği yüzyıllardan beri yapılmaktadır. Türkiye’de bağ alanlarında 2001-2010 yılları arasında bir azalma görülse de üzüm üretim miktarında bir artış söz konusu olmaktadır. Bu kaliteli girdi kullanımından ve modern bağ tesis etmekten kaynaklanmaktadır.

2013 yılı verilerine göre; ülkemizde bulunan toplam 677.943.045 meyve ağacının %59’nu sert kabuklu, %24.83’ünü taş çekirdekli, %8.68’ni yumuşak çekirdekli ve %2.81’ni üzümsü meyvelerden oluşmaktadır. Üzümsü meyve ağaçları içinde üzümün %2.74 payı Türkiye’de üretilen üzümlerin yaklaşık olarak %52’sinin taze sofralık, %38’i kurutmalık, %8’i pekmez, pestil, sucuk ve şıra ve %2’side şaraplık olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin kuru üzüm üretimi 1997’de 211 bin ton iken, bu 1998’de 250 ve 2000 yılında 255 bin tona ve 2013 yılında yaklaşık 280 bin tona yükselmiştir. 2001 yılında Türkiye 225 bin tonla dünyada en fazla kuru üzüm ihracatı yapan ülke konumundaydı. 2004 yılında çekirdeksiz kuru üzümün 880 bin ton olarak gerçekleştiği görülmektedir.

Kuru üzüm 1930’larda ihracatımızın %7-10’luk gibi yüksek bir payını almaktaydı. 2000 yılında bu oran %0.7’e düşerek tüm ihraç ürünleri arasında 11. sırada yer alabilmiştir. Üretilen kuru üzümün %72-76’sı ihraç edilmekte ve geriye kalanı da yurt içinde tüketilmektedir. 2004 yılında AB25’e ihraç kalemlerinde kuru üzüm %7’lik bir payla, %30’luk payı olan fındık ve fındık ürünlerinden sonra ikinci sırada yer almıştır.

2013 yılında ise; çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında Türkiye Dünya’da %25’lik pay olan 214 bin ton ile birinci sırada yer almaktadır. Bunu %20’lik pay ile ABD, %19 ile İran ve %8 ile Şili takip etmektedir (TÜİK).

2013 yılında Türkiye’de üretilen toplam üzümün sadece %2’si şaraplık olarak ayrılmaktadır. Yurt içinde yılda yaklaşık 30 milyon litre şarap üretilmektedir. Geriye kalan taze veya kurutulduktan sonra tüketilmektedir. Marmara ve Ege Bölgeleri sırasıyla Türkiye’de üretilen toplam şarabın %40 ve 20’sini üretmektedirler.

ELAZIĞ İLİ BAĞCILIK SEKTÖRÜ

İklim ve toprak yapısı bakımından üzüm yetiştiriciliğine son derece uygun olan Elazığ ilinde Öküzgözü ve Boğazkere üzümleri başta olmak üzere 60’ın üzerinde üzüm çeşidi bulunmaktadır ve üretim miktarları ülke ekonomisine büyük fayda sağlayacak kapasiteye sahip bulunmaktadır. Ülkemiz ekonomisi ve tarımsal üretimi açısından Bağcılık sektörü ve üzüm ürünleri yıllık 130.000 ton gibi büyük üretim rakamları ile maddi gelir ve istihdam kapasitesi açısından çok önemli olmaktadır.

Elazığ’ın tarihi incelendiğinde; geçen yüzyılın başında, gayrimüslimlerin Elazığ’da köklü bir bağcılık kültürünü oluşturduğu ve şöhreti sınırları aşan Şaraplar yaptığı belirtilmiştir. 1937 yılında İran ve Irak’a uzanacak demiryolu hattının açılışı için Elazığ’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’e bir köylünün ikram ettiği şarap, Öküzgözünün kaderini değiştirmiştir. Şarabı beğenen Atatürk, üzüm hakkında bilgi almış, bölgedeki şarap üretim potansiyelinin araştırılması ve şarap fabrikası kurulması talimatını vermiştir. 1942 yılında deneme atölyesi, 1945’te Elazığ’a Şarap fabrikası kurulmuştur.

Elazığ şaraplarına şöhret kazandıran sihirli karışım, bölgede inceleme yapan Fransız uzmanların önerisi ile oluşmuştur. Öküzgözünün tatlı gövdeli şırası Diyarbakır’ın buruk Boğaz keresi ile dengelenmiştir. Tekelin bu formülle ürettiği BUZBAĞI şarapları uluslararası yarışmalarda ödüller kazanmış ve bölgede bağcılık yeniden canlanmıştır.

Bölgenin mikro klima iklimine has olarak yetiştirilen Elazığ ile özdeşleşen Öküzgözü üzümü Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği tarafından tescillenerek patent koruması altına alınmıştır. Öküzgözü üzümü, Ege’den Trakya’ya pek çok yerde yetiştirilen bir üzüm olmuştur. Bağcılığın duayenlerinden Ankara Üniversitesi eski öğretim üyesi Prof. Dr. Sabit Ağaoğlu “hiçbir yerde Elazığ’daki özel tadı vermediğini”, “En iyi sonucu yıllardır Elazığ’ın yüksek irtifadaki bağlarında, en sevdiği topraklarda, kışın soğuk, yazın bol güneşli, ve kurak ikliminde ona aşina bağcıların elinde verdiğini.” ifade etmektedir.

Tarım İl Müdürlüğü verilerine göre; 2013 yılı itibari ile 7977 Elazığlı çiftçi toplam 106 bin hektarlık alanda üzüm yetiştirmektedir. Bağların sadece %15’i, yüksek terbiye ve damlama sulama sistemine sahip 2010 yılı toplam üzüm üretimi 83.000 ton olarak tespit edilmektedir. Bunun %60’ı şaraplık türler, büyük oranda Öküzgözü, daha sonra Köhnü üzümü, Ağın Kırmızısı, Boğazkere, Ağın Beyazı, Şilfoni üzümleri gelmektedir. Öncelikli Pazar hedefi Avrupa ve Amerika ülkeleri olan Öküzgözü ve Boğazkere çeşidi üzümlerle birlikte 56 çeşit üzüm ürününe, Elazığ’daki 7977 çiftçi üzüm üreticisiyle, ev sahipliği yapan Elazığ “Anadolu’nun Üzüm Ambarı” konumundadır. 2013 yılı üretim rakamları ile yıllık 130.000 ton üzümün, 77000 tonu sofralık, 52000 tonu şaraplık, 1000 tonuda kurutmalık olarak pazarlanmaktadır.

Elazığ ve çevresindeki üzüm ve üzüm ürünleri üretim kapasiteleri ise; Türkiye’nin Güneydoğusunda yer alan Elazığ ilinin iklim ve toprak yapısı, üzüm asmasının ekolojik ihtiyaçlarına uygun koşullar sağlamakta olup 10.030 hektarlık üzüm üretim bağları ile bölgenin lideri konumunda bulunmaktadır. Bu alan; bölgede üzüme ayrılan toplam alanın %56.3’ünü meydana getirmektedir. %40.72 ile Malatya’nın izlediği bölgede bu iki il güneydoğunun üzüm alanlarının %97’sini oluşturmaktadır. (TOBB, BİM Sektör İstatistikleri, 2012).

Yeterli asma fidanı üretiminde Elazığ ili Türkiye’de ilk sırada gelmektedir. Toplam 286.500 fidanın üretildiği ilde Öküzgözü, Boğazkere, Kırmızı, Şilfoni, Tahannebi gibi üzüm türleri de dikkat çekmektedir. Elazığ ilinde üretilen üzümlerin %20-25’i içecek gurubuna hammadde, %50-60’ı sofralık ve %15-20’lik kısmı da şıralık olarak tüketilmektedir.

İŞGÜCÜ VE KALİFİYE ELEMAN YOK

Elazığ ilinde yüksek oranda işsizlik sorunu yaşanmaktadır. Nitekim ilde çeşitli hayvansal ve bitkisel üretim yapan işletmelerle yapılan görüşmelerde, işsizlik ilin önemli bir sorunu olarak gösterilmiştir. Öte yandan, tarımsal işletmeler özellikle üzüm ve yaş meyve üretiminde işçilerin önemli bir bölümü il dışından getirilmektedir. İl deki tarımsal işletmeler üzerine yapılan anketin işçi temini konusunda sorulan soruya karşılık verilen yanıtları göstermektedir. Buna göre, üzüm üreten işletmelerin %34.70’i işçiye ihtiyaç duymazken, %51’i kendi köyünden veya yakın çevresinden ve %15.3’ü de başka illerden işçi getirmektedir. Bağcılık yapan işletmeler, ilde yaş meyve üreten işletmelerden sonra en fazla dışardan işçi teminini yapan yerler.

Anket sonuçlarına göre; işletmelerin sadece %6.9’u 0 ile 9 yıldan beri üretim yaparken, %93.1’i bu işi 10 ve daha fazla yıldan beri yürütmektedir. Dolayısıyla, işletme sahiplerinin yeterli deneyime ve niteliğe sahip oldukları düşünülmektedir. Diğer taraftan, bağcılık yapan işletmelerin %50’sinden fazlasının 0 ile 30 dönüm arasında araziye sahip oldukları ve temel tarım araçlarından yoksun oldukları düşünülürse, çoğunun geleneksel şekilde yürütülen küçük aile işletmeleri oldukları anlaşılmaktadır. Bu anlamda üzüm üretimi yapanların önemli bir bölümünün modern işletmecilik anlayışından uzak küçük ölçekli aile işletmeleri olduğu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim ilde üzüm üretimi çok eskilere dayansa da, bağların %90’ı geleneksel yetiştiricilik (serpene) yöntemleri ile işletilmekte, yeni teknik ve teknolojik gelişmelerden yeterince yaralanamamaktadır. İlin tarım mastır planında meyve yetiştiriciliği konusunda üç tarımsal alt bölgede yetersiz eğitimin önemli bir sorun olduğu belirlenmekte ve eğitim sorununun beraberinde bilinçsiz arazi kullanımlarına da yol açtığı ortaya çıkmaktadır

ELAZIĞ’IN İKLİM VE TOPRAK YAPISI

Elazığ ilinin iklim ve toprak yapısı, asmanın ekolojik ihtiyaçlarına uygun koşullar sağlamaktadır. Bu sebeple, başta üzüm olmak üzere, ilin toprak ve iklim yapısı üzümsü meyvelerin üretimine oldukça uygun koşullar sunmaktadır. Özellikle ilin toprak yapısı ve klimatolojik koşulları, şarap üretiminde aranan yöreye has üzüm çeşitleri olan Öküzgözü ve Boğazkerenin yetişmesine uygundur. İlin 232.440 hektarlık tarıma elverişli arazisinin %88’i I-IV. sınıf topraklardan oluşmaktadır.

Ancak, bunun %28.75’i (yaklaşık 67.408 hektarı) kullanım dışı ve %93’ünde erozyon sorunu bulunmaktadır. Üzüm ve üzümsü meyveler, tarıma elverişli arazilerin %4.48’ini (yaklaşık 11.622 hektarlık), toplam meyve üretiminin %35.57’sini meydana getirmektedir. Meyve üretiminde en büyük payı üzüm (%82.49) almakta olup, %56’sına yakını I. Alt bölgede yapılmaktadır. Özellikle sulu tarım ve modern tekniklerle yapılan üzüm yetiştiriciliğinde verim daha yüksek olup, Türkiye ve Dünya ortalamasının üzerine çıkabilmektedir. Ancak, ilde tarıma elverişli arazinin yalnızca %38.7’si sulanabilmekte ve çok az bir kısmında da modern üretim teknikleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla, üzüm yetiştiriciliğine uygun toprak ve iklim yapısına rağmen, ildeki üzüm üretiminin daha geniş alanlara yayılmasında bir takım engeller bulunmakta.

Rekabet üstünlükleri kazanmada üretilen tarımsal ürünlerin çeşitliliği önem taşımaktadır. Farklı üzüm çeşitleri piyasalardaki değişik tercihlere sunularak pazarlama gücünü artırır. Bu açıdan Elazığ’da yetişen üzüm çeşitlerinin oldukça çok olduğu görülmektedir.

Elazığ, komşu bölge illeriyle üzüm üretimi alanı açısından karşılaştırılmaktadır. Buna göre, 2004 yılında Elazığ 10.030 hektarlık üzüm üretimi alanı ile bölgede lider konumundadır. Bu alan bölgede üzüme ayrılan toplam alanın %56.33’nü meydana getirmektedir. İlde üretilen üzümlerin %20- 25’i şaraplık, %50-60’sı sofralık ve %15-20’si de şıralı (pekmez, pestil, cevizli sucuk) olarak tüketilmektedir. Şaraplık olarak pazarlanan üzümün yaklaşık olarak %20-25’i ilde bulunan şarap fabrikasına ve %75–80 kadarı da diğer şarap fabrikalarına satılmaktadır.

NİTELİKLİ ASMA FİDAN ÜRETİMİ

Üzüm ve üzüm ürünlerine yönelik talep artışı ve bağcılığın iyi gelir getiren bir sektör haline gelmesi, Türkiye’de asma fidanı sıkıntısına yol açmıştır. 1998’de 6.586.151 olan fidan üretimi, 2003 yılında azalarak 4.024.664 adet olarak gerçekleşmiştir. 2004 yılında ise talebin artışına paralel olarak fidan üretiminde de bir artış olmuş 7.715.110 âdete çıkmıştır.

Ülkemizde özel sektör ve il tarım müdürlükleri ve il özel idareleri gibi kamu sektörü fidan üretimini gerçekleştirmektedirler. Ancak yetiştirilen bu asma fidanlar, ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğundan, birçok işletme bunları Fransa, İtalya ve Bulgaristan gibi ülkelerden ithal etmeye çalışmaktadır. Türkiye’de 15 ilde asma fidanı üretilmektedir. Ege bölgesi toplam fidanların %54.4’ünü ve Akdeniz Bölgesi de %32.5’ini tek başına üretmektedir. İl bazında Manisa ülke toplamındaki %47’lik payıyla öne çıkmaktadır. Gaziantep Türkiye’de üretilen toplam asma fidanların %31.8’ini üreterek ikinci sırada gelmektedir. Elazığ’da fidan üretimi Meyvecilik Üretme İstasyonu gibi kamu kuruluşu ile El-Tarım gibi özel sektörce gerçekleştirilmektedir. Yerli asma fidanı üretiminde Elazığ ili Türkiye’de ilk sırada gelmektedir. Toplam 286.500 adet yerli fidanın üretildiği ilde Öküzgözü, Köhnü, Kırmızı, Şilfoni, Tahannebi gibi yerli türler dikkat çekmektedir. Yerli asma fidanı üretiminde ilk sırda gelen Doğu Anadolu Bölgesi ülke üretiminin %83’lük bölümünü gerçekleştirmektedir.

İşletmelerin yapısal özellikleri girdi maliyetlerini ve üretimde verimi çeşitli şekillerde etkileyebilmektedir. Bu sebeple, tarımsal işletmelerin özelliklerinin rekabetçilik analizinde göz önüne alınması gerekmektedir. İldeki bağcılık işletmelerinin önemli bir bölümünün küçük ölçekli geleneksel aile işletmeleri olduğu bilinmekte. İkinci bir olumsuzluk ise ilde hızlı nüfus artışı ve miras sonucu araziler daha çok parçalanmaktadır. Bunun sonucu olarak işletmelerin çoğu piyasalardaki istikrarsızlıklardan kolayca etkilenebilen öz sermayesi düşük aile faaliyetleri şeklinde devam etmektedir. Öz sermaye ve gelirin az olması, gübre ve nitelikli tohum gibi girdilerin daha az oranda kullanımını teşvik ederken, verimi de olumsuz yönde etkilemektedir. İlin üzüm üretim miktarı ve alanında zaman içinde dalgalanmalar olduğu görülmektedir. 1994–2004 döneminde ilin bağ alanları Türkiye bağ alanlarının içindeki payı %1,6 iken, üzüm üretiminin Türkiye’deki payı %0.74 düzeyinde kalmaktadır. İlin üretim payında 2001 yılında ani bir düşme yaşanmış ve 2002 yılında %0.47’ye kadar geriledikten sonra izleyen yıllarda yine artışa geçmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, ilin Türkiye içindeki üzüm üretimi için kullanılan alan payı, üretim payına oranla daha yüksektir. Bu durum, ilde faaliyet gösteren ortalama bağcılık işletmelerinin çoğunluğunun Türkiye ortalamasının altında bir verime sahip olduklarını göstermektedir.

Diğer taraftan, üzüm talebine paralel olarak bağların tesis ve yetiştiriciliğinde artan oranda modern tekniklerin kullanılması, ildeki üzüm verimini Türkiye ve bağcılıkta ileri giden birçok ülke ortalamasının üzerine çıkarabilecektir. İlde daha çok sofralık ve şaraplık için üzümün (yaklaşık %70–80) hammadde ve pazarlara yakınlığı önem taşımaktadır.

Şarap üretiminde terroir sistemi, üzümün üretildiği yerde şarabında üretilmesi anlamına gelmektedir. Böylece, yolculuk boyunca üzümde meydana gelen yıpranmalar azaltılmış ve daha kaliteli şarabın üretilmesi mümkün hale gelmiş olmaktadır. Diğer taraftan şarap üretiminde üzümün şırası temel hammadde olduğundan, atık küspenin atılması ile piyasaya sürülen ürünün taşıma maliyetlerini de azaltmak mümkün olmaktadır. Bunun dışında taze üzümün taşıma maliyetleri şişelenmiş şarabın kine göre daha fazla riskli ve maliyetlidir. Diğer taraftan, ildeki toplam ve şaraplık üzümlerin %75-80’i diğer özel şarap üreticisi firmalara pazarlanmaktadır. Bu sebeple, taşıma maliyetleri ve pazara uzaklık üzümün pazarlama kapasitesini olumsuz yönde etkileyebileceği öngörülmektedir. ildeki bağcılık işletmelerinin %38.6’sı ürünlerini fabrika veya kamu kurumlarına toptan satmakta, %52.2’si toptancı ve meyve halindeki komisyonculara ve %10.2’side pazarda perakende olarak kendileri satmaktadırlar. Bu veriler ışığında, üreticilerin en az %52.2’sinin pazara uzaklık nedeniyle ürünlerini daha ucuza satmak zorunda oldukları kaydedilmektedir.

Elazığ ili; ulaşım ve batıdaki büyük marketlere erişim açısından içinde yer aldığı Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki diğer illere kıyasla avantajlı konumda bulunmaktadır. Elazığ; Doğu Anadolu Bölgesinin kavşak noktasında olup Türkiye’nin dört bir yanına karayolları ile bağlıdır. Bunun dışında demir yollu ve havayolu bağlantısı ile de avantajlı bir konuma sahip.

ORGANİK ÜRETİM

Organik bitkisel üretim, bölgenin ekolojik koşullarıyla uyumlu sertifikalı tohumların kullanıldığı insan sağlığı ve doğaya zarar vermeyen girdilerle yapılan üretim olarak tanımlanabilmekte. Organik üretimde üretim, dağıtım ve pazarlama süreçleri bir bütün olarak görülmekte ve bu sürecin her aşamasında belirli sağlık ve sağlıklı koşullar sağlanmaya çalışılmaktadır. Yurt içi ve dışında artan gelirler ve çevre bilinci, tüketicilerin ürün tercihlerine de yansımaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinde organik ürünlere olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Bir çok gıda işletmesi pazarda yer edinebilmek veya pazar paylarını artırmak için organik üretime büyük önem vermektedir. “Üretim sürecinde insan ve doğaya zarar veren hiçbir katkı maddesi kullanılmamıştır” gibi ibareler tüketicilerin tercihlerini etkilemek için sıkça kullanılmaktadır.

Türkiye’de son zamanlarda organik ürünler konusunda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Uygun ekosisteminin ortaya çıkardığı olumlu koşulları özellikle kuru üzüm, incir ve kayısı başta olmak üzere 30’a yakın ürün ihracat potansiyeline sahiptir. Bunlardan kuru üzüm Türkiye’nin uzun yıllardan beri ihraç ettiği ürünlerin başında gelmektedir. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında ülkemiz ABD’den sonra dünyada ikinci sırada gelmektedir.

Günümüzde Türkiye’nin 29 Tarım İl Müdürlüğü, 27 Araştırma Enstitüsü ve 1 müessesede Organik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi adında bir uygulama yürütülmektedir. Ankara, Antalya, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Erzurum, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Konya, Kütahya, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Uşak, Bayburt, Karaman gibi illerde yürütülen bu projede Elazığ’da yer almaktadır. Ancak, Elazığ ilindeki çalışmalar daha çok Tarım İl Müdürlüklerinde çalışan personelin organik tarım konusunda eğitilmesi amacını gütmektedir. Elazığ’a özgü üzüm türlerinin varlığı ve iklim yapısı, ilde de bu yönde üretimin yapılmasına uygun bir ortam sağlamaktadır. İlde organik bağcılık konusundaki ilk ciddi girişim 200 dönümden daha geniş bir arazide yakın bir zamanda başlamıştır. Henüz başlayan bu uygulamanın sonuçlarını şu an için değerlendirmek olanağı bulunmamakta.

İlde faaliyet gösteren üzüm yetiştiricileri tüketim ve tür bakımından farklı üzümler yetiştirmekle birlikte, bunu bilinçli bir işletme stratejisinden ziyade doğal koşullar çerçevesinde yapmaktadırlar. Oysa ürün ve fiyat farklılaştırmada veya çeşitlendirmede, ürünün daha fazla işlenmesi, yeni ürünlerin geliştirilmesi veya ambalajlama yoluyla farklı tercih ve gelirlere sahip tüketicilere yönelik talep oluşturmak temel amaçtır. Türkiye’de üzüm genellikle paketlenmeden açık olarak pazarlanmaktadır.

Günümüzde hızla gelişen alış-veriş merkezleri ve marketler zinciri bazı gıda ürünlerinin paketlenerek pazarlanmasına katkıda bulunmuştur. Üzümün tek başına veya diğer meyveler ile birlikte ambalajlarda meyve sepeti olarak satılması diğer ülkelerde daha yaygın ve tüketicilerce tercih edilmektedir. Ambalajlama aynı zamanda belirli standartların gelişmesine, ürünün fiyatlandırılmasına ve ulaşım maliyetlerinin düşmesine de hizmet etmektedir. Ancak, bu konularda bir ilerlemenin olabilmesi için, aynı zamanda geniş ölçekte modern bir anlayışla üretim yapan işletmelerin ortaya çıkması gerekmektedir. Bu açıdan Elazığ ilinde üzüm yetiştiren işletmeler değerlendirildiğinde, yetersiz oldukları görülmektedir.

İŞLETMELERİN MODERN TEKNİK VE TEKNOLOJİLERİ KULLANIM DÜZEYİ (Düşük)

Bitkisel üretimde modern teknoloji ve yöntemlerin kullanılması üretim maliyetlerini ve verimi olumlu yönde etkilemektedir. Modern teknik ve teknolojiler aynı zamanda ürün çeşitlendirmesine ve daha sağlıklı gıdalar yetiştirmeye uygun olup; dolayısıyla, bu şekilde yetiştirilen ürünler geleneksel yöntemlerle yetiştirilmiş ürünler karşısında piyasada birçok açıdan üstünlükler taşımaktadır.

Araştırma kapsamında ilde yapılan görüşmelerde bağcılık işletmelerine de kullandıkları yöntem ve teknolojiler hakkında sorular sorulmuş olup, konuyla ilgili olarak 98 işletmeden %46.9’nun traktörü bulunurken, diğer araç ve gereçlere durum daha kötüdür. Traktör varlığını %40.8 ile pulluk, %31.8 ile römork, %33.7 ile ilaçlama makinesi ve %31.6 ile kültivatör izlemektedir. Buna karşılık yağmurlama gibi araçlar daha düşük düzeydedir. Genel olarak bağcılık sektöründe teknoloji kullanımının düşük düzeyde olduğu ortaya çıkmaktadır. İlde yem bitkisi veya tahıl ekimi yapan üreticilerin bağcılık işletmelerine oranla daha fazla teknoloji kullanmaktadırlar. 98 bağcılık işletmelerinin sadece %6.2’si sertifikalı tohum veya fidan kullanırken, hiç birisi ürününü çeşitli risklere karşı koruma kaygısı duymamaktadır. Bu işletmelerden sadece %13.5’inin bağcılıkla ilgili bir üretici kooperatifine üye. Bu veriler aynı zamanda üzüm yetiştiren işletmelerin kendilerini ve sektörü ilgilendiren konularda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını da göstermektedir. Nitekim ürünlerin sigortalanması konusunda işletmelerin sadece %1.2’sinin haberi bulunmaktadır. Bu veriler çerçevesinde bağcılık işletmeleri değerlendirildiğinde, modern üretim ve yönetim tekniklerini yok denecek kadar az kullandıkları ortaya çıkmaktadır.

Bağcılık sektörünün talep koşulları, iç talep ve dış talep yönünden değerlendirilmektedir. İlde yetişen Boğazkere ve Öküzgözü üzümlerine yurt içinde şarap üreticisi firmalar tarafından yoğun bir talep olmaktadır. Şarap üretiminde aranan üzüm türleri oldukları için, daha mahsul hasadı yapılmadan satışları gerçekleşmektedir. Özellikle bu üzümlerin yurt içi talebinde gelecekte de daha çok artış beklenmektedir. Yılda 4 milyon litre şarap üretimi kapasitesine sahip ildeki Kayra Elazığ Şarap Fabrikası, Doluca ve diğer şarap fabrikaları, ilde yetişen Öküzgözü, Boğazkere ve Köhnü olmak üzere tercih etmekte ve yurt içinde de satmaktadır.

İlde yetiştirilen üzümün taze sofralık olarak diğer illere de gönderildiği yapılan görüşmelerde belirlenmiştir. Pazarlama sorunları nedeniyle ildeki çoğu üretici, kendi çabaları ile il dışındaki piyasalarla ilgili bilgileri toplamakta ve bu doğrultuda yine kendi araçları ile ürünlerini pazarlamaktadırlar. Bu piyasalar başta çevre iller olmak üzere, Karadeniz Bölgesindeki iller ve Ankara gibi kentlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla iç talep konusunda ilin bir sıkıntısı bulunmamaktadır. 2005 yılı verilerine göre; en fazla üzüm ithalatı yapan AB üyesi ülkeler Almanya (2.999.720 ton), İngiltere (2.626. 280 ton), Fransa (1.181.050 ton), Hollanda (1.003.260 ton), Belçika (683.060 ton) ve Danimarka (330.590 ton)’dur. AB aynı zamanda Dünyada en fazla şarap ihraç ve ithalatı yapmaktadır. Özellikle bize yakınlığı nedeniyle Elazığ için en önemli pazar potansiyeline sahiptir. İl ve il dışında şarap üretimi yapan fabrikalar, ürünlerini dış ülkelere de başarılı bir şekilde pazarlamaktadırlar.

Özellikle, Elazığ Şarap Fabrikası’nın yurt dışında çeşitli şarap yarışmalarında dereceler alması, Buzbağı gibi Elazığ’a özgü şaraplara olan talebi de yükseltmektedir. Diğer taraftan, Elazığ’da üretilen toplam üzümün sadece %20-25’i arasındaki bir bölümü şarap üretimine aktarılmakta, geriye kalan önemli bir bölümünün sofralık, şıra veya diğer şekillerde pazarlanması gerekmektedir. Ancak, ilde yetişen üzümün, şarap dışında başka şekillerde yurt dışına pazarlanmasında ciddi sorunlar bulunmaktadır. Başta etkin olmayan bir pazarlama sistemi olmak üzere, standartlaştırma, ambalajlama ile ürünün kalite, sağlık ve sağlıklı koşullarındaki yetersizlikler, il ürünlerinin dışa açılımına engel olmaktadır. Bu konuyu bir örnekle açıklamak bilgilendirici olacaktır. Yakın bir zamanda Hoş köyünden Rusya Federasyonu’na ihraç edilen sofralık üzüm, ilaç kalıntıları ve yetersiz kalite denetimi nedeniyle iade edilmiştir. İlde üzümün taze sofralık veya daha fazla işlenerek meyve suyu veya meyve basketi şeklinde dış piyasalara sunumunda hiçbir gelişme bulunmamaktadır.

ABD ve Kanada dünyanın Kuzey Amerika kıtasında en fazla üzüm ithalatı yapan ülkeleri arasında yer almaktadırlar. Yalnız günümüzde Çin dışında, bu ülkelerin üzüm piyasalarında daha çok Güney Amerika ülkeleri etkin durumdadır. Büyük nüfusları ve yüksek gelirleri ile bu ülkeler Türkiye açısında da gelecekte üzüm ve üzüm ürünleri ihracatının yapabileceği yüksek piyasa potansiyeli taşımaktadırlar.

ABD’de üretilen toplam sofralık üzüm iç talebini karşılayamamakta, bu yüzden de net sofralık üzüm ithalatçısı konumundadır. ABD üzüm ihracatı da yapmaktadır. Ancak ithalatındaki büyüme oranı ihracatındakinden daha hızlı büyüme kaydetmektedir. Üzümün sağlıklı bir besin kaynağı olduğu yolundaki bilgilerin artması ve konunun sürekli medyada işlenmesi, ülke içinde kişi başına tüketilen taze sofralık üzümde artışa yol açmıştır. ABD’nin üzüm ithalatında Şili %70’lik oranı (511 milyon USD) ile en yüksek payı almaktadır. Meksika %28’lik payıyla geriye kalanın ithalatın nerde ise tamamını karşılamaktadır. ABD, sofralık üzüm için geniş bir pazar oluşturmaktadır. Ancak ülkemizin bu piyasada hiçbir varlığı bulunmamaktadır. Tüketimin bu şekilde devam edeceği varsayılırsa, Türkiye’nin bu pazara girmemesi için bir neden bulunmamaktadır. Bu anlamda Çin güzel bir örnek oluşturmaktadır. Yakın bir zaman kadar ABD sofralık üzüm piyasasında hiçbir varlığı olmayan Çin, son yıllarda bu ülkeye üzüm ihracatını artırmaya başlamıştır.

Eski Sovyetler Birliği cumhuriyetleri olan Beyaz Rusya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna dünyada üzüm ithalatı yapan önemli ülkelerdir. Üstelik bu ülkelerin üzüm taleplerinde giderek bir büyüme dikkat çekmektedir. Türkiye’ye yakınlıkları nedeniyle, ilin üzüm ihracatında önemli bir potansiyelleri bulunmaktadır. Şu an için sınırlı miktarda bir üzüm dış satımı söz konusu olsa da, gelecekte bunun daha çok artması beklenmektedir. Diğer taraftan, üzümün üretimi ve pazarlanması süreçlerinde AB’nin belirlediği sağlık kurallarına uyumun gerçekleşmesi, ambalajlama ve standartlaştırmadaki sıkıntıların ivedilikle giderilmesi gerekmektedir.

Ortadoğu’da en fazla üzüm ithalatı yapan ülkeler; Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail olarak belirlenmiş ve bu üç ülke; Türkiye’ye olan coğrafi yakınlıkları ve önemli derecedeki üzüm ithalatları ile değerlendirilmesi gereken dış piyasalar olarak görülmektedir. Yıllar itibarı ile meydana gelen ithalat dalgalanmalarına rağmen, genel olarak bu üç ülkedeki üzüm ithalatı artma eğilimi göstermektedir. Dolayısıyla, Ortadoğu Elazığ’daki bağcılık işletmelerinin özellikle üzüm ihracatlarını yönlendirmesi gereken en önemli dış piyasalardan birini meydana getirmektedir. Yalnız ilin dış ticarete üzüm ve şarap gibi bağcılık sektörü ürünlerinin rekabet gücünü artırabilmesi için, ilk başta sağlıklı koşullar olmak üzere, ürünlerin standartlaştırılması ve paketlenmesi konularında karşılaşılan sorunları çözmesi gerekmektedir.

Sektörce üretilen mal veya hizmetlerin üretim, dağıtım ve pazarlanması aşamalarında ortaya çıkabilecek her türlü olumlu veya olumsuzlukların sektörün rekabetçilik potansiyelini de etkilediği düşüncesine dayanmaktadır. Dolayısıyla, bir sektörün üretim, dağıtım veya pazarlamasıyla ilgili tüm etmenlerin incelenmesi gerekmektedir.

SOĞUK HAVA DEPOLARI VE ZİNCİRİ

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği resmi veri tabanından elde edilen bilgilere göre, Elazığ’da en az 5 adet antrepoculuk ve soğuk depoculuk işletmesi bulunmaktadır. Bununla birlikte, 14 kadar depolama ve dolum işlerini yapan işletme bulunmaktadır. Fırat Üniversitesi’nden alınan verilere göre ise; ilde 11 adet soğuk hava tesisi bulunmaktadır. İşletmeler ve üreticiler arasındaki bütünleşme sağlanmasında, taze ve çabuk bozulan ürünlerin üretim aşamasında pazarlama sürecine kadar tüketicilere ulaştırılmasında soğuk hava depoları ve zinciri büyük bir önem taşımaktadır. İlde bağcılık sektörüne yönelik soğuk hava deposu ve zinciri bulunmamaktadır. Konuyla ilgili görüşmelerde, bu eksikliğin ürünlerin daha çok yerel piyasaya sürülmesinde veya toptancı ve komisyonculara satılmasında etkili olduğu belirlenmiştir.

Elazığ, Doğu Anadolu’daki birçok kentimizi birbirine bağlayan yolların kesiştiği bir yerde kurulmuş ve gelişmiştir. Bu merkezi coğrafik konum, pazarlamada ve diğer bölgelerde bulunan illere ulaşımda üstünlükler sağlamaktadır. Buna rağmen, il düzeyinde etkili bir çiftçi örgütlenmesi ve diğer sektörlerle olan zayıf ilişkilerin bir sonucu olarak şaraplık üzüm dışında kalan diğer ürünlerin iyi pazarlanamadığı yolunda bulgular bulunmaktadır. Araştırma kapsamında bulunan 98 bağcılık işletmesiyle yapılan görüşmelerde, en önemli sorunlardan birinin pazarlama olduğu ortaya çıkmıştır. Ankete katılan işletmelerin %38.6’sı ürünlerini doğrudan satın alan fabrika veya kamu kurumlarına toptan sattıklarını ifade etmişlerdir. Buna karşılık işletmelerin %17’si toptancı, %35.2’si meyve ve sebze halindeki komisyonculara, %1.1’i üretici kooperatifleri aracılığıyla ve geriye kalan %10.2’si de perakende olarak piyasada sattıklarını belirtmişlerdir. Dolayısıyla, ortalama olarak ildeki işletmelerin %52.2’si ürünlerini başka aracılar yoluyla düşük fiyattan elden çıkarmaktadırlar.

Bu; hem üreticilerin düşük gelir, hem de tüketicilerin daha yüksek fiyattan üzüm satın alması anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, ilde pazarlamanın fonksiyonlarını yerine getirebilecek bir organizasyon veya örgütlenme eksikliği bulunmakta.