BAKIR KENTİ MADEN NEDEN SAHİPSİZ

Bakır kenti Maden bir zamanlar tenis kortu, 5 hamamı, 3 sineması ve 30 bin nüfusuyla bölgenin ekonomisine katkı sağlarken, Bakır işletmesinin ünitelerinin kapanmasıyla hayalet kasabaya dönüştü.

BAKIR KENTİ MADEN NEDEN SAHİPSİZ

Bakır kenti Maden bir zamanlar tenis kortu, 5 hamamı, 3 sineması ve 30 bin nüfusuyla bölgenin ekonomisine katkı sağlarken, Bakır işletmesinin ünitelerinin kapanmasıyla hayalet kasabaya dönüştü.

Diyarbakır-Elazığ karayolu üzerinde dağlık alana kurulu Elazığ’ın Maden ilçesinde milattan önce bakır yataklarının bulunarak işlenmesi nedeniyle ekonomik katkı sağlayan ilçe 1936 yılında bakır yatakları Etibank’a devredilerek ilçe halkına ve bölgeye önemli istihdam imkânı yarattı. 30 yıl önce 4 bin işçinin çalıştığı ve bakırla birlikte sosyal ve kültürel faaliyetlerin yoğun yaşandığı Maden ilçesi Doğu ve Güneydoğu’da tek tenis kortunun bulunduğu unvanını almıştı.

Bir madenin tüm alt yapısı ve maden çıktığında her yere ulaşımı sağlanmış olan  Ergani Bakır Madeni yatakları Türkiye'mizin güney doğusunda, Elâzığ iline bağlı Maden ilçesinin Dicle nehri vâdisindedir. Maden ilçesi, kara ve demiryollarımızla ülkemizin bütün liman ve şehirlerine irtibatlı olduğu gibi istihsalini ihraç bakımından İskenderun Limanına 600 km. mesafede olup, kara ve demir yoluyla buraya da bağlıdır.

Cumhuriyet tarihinin en eski ve en büyük ağır sanayi fabrikasıyla bilinen Elazığ’ın Maden ilçesi, bakır fabrikasının kapanmasının ardından hayalet şehir görünümüne büründü. Bir zamanlar 30 bine yaklaşan ilçe nüfusu 5 binlere kadar düştü. Madenlilerin umudu 90'lı yıllar da kapatılan fabrikanın yeniden açılması.

Sokaklar boş. Tüten bacalar olmasa terk edilmiş bir ilçe bile sanılabilir. Elazığ’ın Maden ilçesinde hissedilen duygu; terk edilmişlik. Birkaç başıboş köpek ve kedi dışında sokakta az da olsa rastlayacağınız yaşlı yüzlere de mutsuzluk hâkim. İlçe derin bir sessizliğe bürünmüş.

Maden'in nüfusu, 60 ve 70'lerde 30 binlerdeydi. Binlerce işçi ve ailesine ekmek kapısı olan bakır fabrikası 95 yılında özelleştirilmesinin ardından yıllarda kapanınca ilçenin kaderi değişti. Nüfus 2000'lerde hızla 7-8 binlere düştü. Son sayıma göre ise, ilçe nüfusu 5 bin 300.

Tarihte Milattan önce ilk madenin işlendiği yer olarak bilinen ve Huri, Mittani krallıkları ile Roma İmparatorluğu ve Anadolu Selçuklularının önemli kentlerinden olan Elazığ'ın Maden ilçesi, ilçenin tek geçim kaynağı olan Bakır İşletmelerinin dönemin başbakanlarından Tansu Çiller'in eşinin de ortağı olduğu şirket tarafından özelleştirilmesinden sonra tarihi 1995 senesinden sonra tersine dönmeye başladı.

Osmanlı Devleti tarafından madenin emaneten idaresine 1850 yıllarında başlanmış olup, yatağın üzerindeki toprak tabakasından desandiri açılarak cevher tabakalarına girilmiş, hidrostatik seviyeye kadar işlenilerek çıkarılan cevher, ilçe merkezinden tahminen 1 km. uzaklıkta ve Dicle nehri kenarında kurulan haddehanede primitif izabe yoluyla işlenmiş kara bakır istihsal edilmiştir. 1915 yılında bu tesis, civarda mahrukatın azalmış olması, bir taraftan da Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması dolayısıyla işçi bulunamadığı için durdurulmuştur.

 

1918 yılında madenin imtiyazı İTİBARI MİLLİ BANKASI'na devredilmiş, 1924 yılında bu bankaya beş muhtelif müessese de iştirak ederek ERGANİ BAKIR T.A. ŞİRKETİ tesis edilmiştir. İTİBARI MİLLİ BANKASI'NIN İŞ BANKASI'yla yapılan füzyonundan sonra, bu bankanın hisselerini İŞ BANKASI deruhte etmiş ve ETİBANK'IN kurulması üzerine ve diğer müesseselerin iştirakleri hükümet tarafından bu bankaya devredilmiştir.

1944 yılı sonlarında İŞ BANKASI'nın hissesi de ETİBANK tarafından satın alınarak, ERGANİ BAKIR TÜRK ANONİM ŞÎRKETÎ tarihe mal edilmiş ve bu maden 1945 yılından itibaren ETÎBANK'a bağlı bir müessese haline getirilmişti.

Müessesenin ana hedefi, Ana yatak ve Mihrap dağı cevher yataklarında bulunan bakır cevherini işleyerek % 99 Cu'luk BlLİSTER BAKIR elde etmekti. Bu işlem için müessesede üç ana servis kurulmuştur. Bunlar; Maden, Flotasyon ve izabe servisleridir.

Müessese bünyesinin esasını teşkil eden bu üç ana servis faaliyetlerinin, normal yürüyebilmesi için; Enerji santrali, Kesker servisi, Elektro mekanik servisi, Asit fabrikası gibi yardımcı istihsal servisleriyle İnşaat, Laboratuar, Nakliye-Anbar, İdare, Sosyal ve Hastahane gibi yardımcı servisler faaliyet gösterirler. Müessesede çalışan personel sayısı ise kuruluşu esnasında 3000 civarında imiş.

Bakır Yataklarının Aranması

Bakır yataklarının aranmasında da diğer bütün maden yataklarında olduğu gibi çalışılan bölgedeki yatak teşekkülüne imkân verebilecek enezlerin bilinmesi ve bunlara geçerli olabilen metotların tatbiki ile sonuca gidebilmek mümkündür.

Memleketimizde bakır yataklarından bahsettiğimiz zaman ilk akla gelebilen önemli yataklar Ergani, Murgul ve Küre bakirlik piritleridir. Son senelerdeki bakır aramaları "Ergani'den başka diğer ekonomik ehemmiyeti haiz bakır yataklarının Karadeniz sahillerinde olduğunu göstermiştir. Türkiye'de bugün için kesin olarak tektonik ve mineralojiye dayanan bir bakır teşekkül kuşakları çizilmemişse de bakır aramaları için Ergani bölgesini içine alabilen Karadeniz sahilleri boyunca uzanan bir şerit Türkiye'deki bakır rezervleri için en elverişli yerleri teşkil edecektir. Bu yeni yataklar jenez ve mineralizasyon bakımından diğerlerinden farklıdır. Bunlar «porphry ores» tabiri ile isimlendirilen bakır - molibden - kurşun-çinko yataklarıdır. İçinde nikel, kadmiyum, altın, gümüş, antimon ihtiva edebilir. Tipik bir parfizik yatağında primer mineralizasyon bakır tenörü % 0,8 Cu ve % 0,02 Molibden'dir. Bu yataklarda bakırla birlikte kurşun, çinko önemli rezervler teşkil etmekte olup, bu yatak tiplerinin değerlendirilmesinde büyük güçlüklerle karşılaşılırsa da o miktarda kazanç temin edilir.

Ergani bakır işletmesi imtiyaz sahasında kurulduğundan beri fasılalarla arama gayesi ile jeoloji ve jeofizik çalışmaları yapılmış ihtimalli görülebilen bir çok yerlerde sondajlarla etüd edilmiştir.

Bu arada dışardan ünlü isme sahip bir çok jeologlar çağırılmış bunlardan birer rapor alınıp gönderilmişlerdir. 1972 tarihine kadar arama faaliyetleri düzensiz bir şekilde yürütülmüştür. Sahanın cevher rezervinin azalması ve tenor değerinin gittikçe düşmesi E.B.l.nin istikbalinin düşünülmesini zorunlu kılmış bu mecburiyet yeni cevher yataklarının bulunması için arama faaliyetlerini tekrar ön plâna geçirmişti. 1972 yılında arama işi M.T.A. ya verilmiş sahanın 1/25000, 1/10000, lik yapısal jeoloji ve petrografiyi sıhhatli bir şekilde ihtiva eden jeoloji haritaları yapılmış ve ihtimalli görülen yerlerde 1/2000 lik detay jeoloji haritalarına geçilmişti.

Maden İlçesi'nde durum kötü

5 hamamın, 3 sinemanın, havuzlu villaların bulunduğu ilçede Bakır işletmesinin 1995 yılında Özer Çiller'in de ortağı olduğu Beroner firmasına satıldı. Bu özelleştirmeden sonra ilçede kötü gidişin başlangıcı oldu. 95 yılında Maden Bakır işletmesinin özelleştirilmesi ve iki ünitesinin kapatılmasıyla bakırla hayat bulan ilçede işçi sayısı 4 binden 100’e düştü. Fabrika borusu sustu. İlçede büyük bir göç yaşanırken 30 bin olan nüfus 5 bin 300’e düştü. Bir zamanlar çocukların sokakta koşturduğu, Maden artık, emeklilerin ve ekonomik nedenlerden dolayı göç edemeyenlerin yaşadığı, kapalı kepenkleriyle boşaltılan ve viraneye dönen evleriyle adeta hayalet bir kasabaya dönüştü. İlçenin tek meslek Yüksek Okulu ise İmam Hatip Lisesine dönüştürüldü. Hastanesinde ise tek uzman doktoru bulunuyor.

KİRALAR 100 LİRAYA DÜŞTÜ

 

Daha önce market işleten ancak şu anda bir kahvehanede çay dağıtan Eşref Güneş, “Maden öldü, esnaf sinek avlıyor. Bir zamanlar kalabalık nedeniyle yolda bile rahat yürüyemezdik. Şimdi ise dükkânlar, evler, mahalleler bom boş. Eskiden işyerleri gece 12’ye kadar açıktı. Burada görev yapan memurlar bile ilçede sosyal faaliyet olmayınca yatıya kalmıyorlar. Mesai bitiminde ya Elazığ'a ya da Diyarbakır'a gidiyorlar. İlçede kebapçılık yapan Muzaffer Meral ise, daha önce günde 50-60 kilo et tüketildiğini şimdi ise 5-6 kilo tüketildiğini belirterek, “Ekonomik durumu iyi olanlar burayı terk etti. Ekonomik durumum nedeniyle mecburen burada kalıyorum.

Kasaplık yapan Mehmet Canpolat ise, Günde 60-70 hayvan kesip sattığını şimdi ise bir gövde et satmakta zorlandığını ifade ederek, dükkân kiralarının 100 liraya düştüğünü söyledi. Köyleri boşaldığı için Lice’den Maden ilçesine gelerek çalışmaya başlayan Mehmet Tekin ise, Bir süre Bakır fabrikasında çalıştım. Ancak daha sonra işsiz kaldım. Şimdi günlük yevmiye ile mevsimlik işlerde çalışarak hayatımı kazanıyorum. Burada ne bakır biter, ne cevher biter. Ama özelleştirme olunca birileri kazanıyor. Halk ve devlet kazanmıyor” diye konuştu.

 

 

Eskiden 4-5 bin işçinin çalıştığı, 3 tane sineması, tenis kortu bulunan ilçede şimdi in-cin top oynuyor. 30 bin olan nüfus şu anda resmi rakamlara göre 5 bin. Ancak halk, ilçede bu sayının çok daha altında kişinin yaşadığını, ilçenin belde statüsüne düşmemesi için bilerek nüfusun fazla gösterildiğini belirtiyor. Kışın, soğuk ve yoğun kar yağışı nedeniyle köylerden birkaç aylığına gelip ilçeye yerleşenlerle birlikte ilçenin nüfusu kalabalık görünürken, yazın ise ilçe tamamen boşalıyor.

Tek bir geçim kaynağı olan ve onun da özelleştirilmesi ile can damarı kesilen Maden ilçesi, şu an ayakta kalmak için yaşam savaşı veriyor. İlçenin ilk girişinde boşaltılan evler göze çarpıyor. Kimisi terk edilmiş, kimisi kapısına kilit vurulmuş. Bazı yerlerde mahallenin yüzde 95'i göç etmiş. Evlerin fiyatı 3-4 bin liraya kadar düşmüş.

Yaşam kaynağı kalmayınca halk çareyi Elazığ, Amed ya da batı illerine göç etmekte buluyor. İlçede genç nüfus hemen hemen yok gibi. Mahalle ve sokakları dolaştığınızda yaşlı ve emekli insanlardan başka ilçede genç kalmamış.

TENİS MAHALLESİ

Maden ilçesini ayakta tutan bakır madenleri, aynı zamanda hem Maden ilçesinin hem de Amed merkez ve Ergani ilçesinden işçilerin ekmek kapısı olmuş yıllarca.  İşletmeler tam teşekküllü çalıştığında binlerce işçinin çalıştığı bakır işletmelerinde sabah 6, öğleden sonra 2, akşamda 10'da olmak üzere 3 vardiya halinde çalışma sürermiş.

İlçede hem ekonomi, hem sosyal hayat bakır işletmeleri sayesinde canlanmış. 30 yıl önce bile ilçede 3 sinema, 5 umumi hamam ve tenis kortu varmış. Halen bile, o zamanlar Tren İstasyonu yanındaki mahalle, dışarıdan gelen maden mühendisleri için açılan tenis kortu sayesinde Tenis Mahallesi olarak biliniyor.

"Fabrika düdüğü çaldığı zaman işçiler akın akın fabrikadan çıkarlardı. İnsan kalabalığından geçilmezdi. Vardiya sonrasında çıkan işçiler manavını, bakkalını, berberini, lokantacısını, kasabını, fırınını sevindirirdi. Çünkü takır takır işleyen bir ekonomisi vardı. 3 sinema vardı. Her birinde ayrı film oynatılırdı. Kadınlar sadece onlar için tahsis edilmiş otobüslerle sinemaya giderlerdi. Ancak şimdi ne sinema kaldı, ne sinemaya giden" diye anlatıyor yaşlılar 25-30 yıl önce ile şimdiki durumu.

Maden'de ise hayat şimdi durmuş.

İlçeyi dolaştığınızda hayalet bir şehre geldiniz intibası uyanıyor.

 

İlçede esnafların yüzde 90'ı kepenklerini kapatmış. Kimi kirasını ödeyemiyor, kimi çalıştığı işçilerin sigortasını kesmiş. Halk bunun tek nedenini özelleştirme olarak gösteriyor.

 

1995 yılında Eti Bank'ın elinde olan bakır işletmeleri 'zarar ediyor' gerekçesiyle kapatılmış. İlk darbeyi halk o zaman almış. İşçiler işten çıkarılmış. Ardından fabrikada kuşkulu bir yangın çıkmış. Ve sonrasında dönemin başbakanlarından Tansu Çiller'in eşi Özer Çiller'in de ortak olduğu Ber-Oner firmasının fabrikayı satın almasıyla ilçe tamamen buradan gelen kaynaktan yoksun kalmış. Devletin elinde iken kurulan ocaklarda işletilen bakır madeni burada eritip kütle halinde buradan piyasaya sürülürken, Ber-Oner firması ise işçileri çıkararak, bakırı cevher halinde sadece konsantre edip toz haline getirdikten sonra ihraç etmeye başlamış. Bu iş için de işçi sayısını 130-150'lere düşürmüş.

Ber-Oner firmasının ardından ise fabrikayı işleten Yıldızlar Holding de aynı yöntemle, bakır madenini konsantre ettikten sonra kamyonlarla İskenderun Limanı'na oradan da Çin, Japonya, Finlandiya gibi ülkelere ihraç ediliyor.