AŞIDA BÜYÜK UMUTLAR OYUNUN KURALLARINI DEĞİŞTİREBİLİR

Çin merkezli Zhifei şirketi aşısını dünya çapında 29 bin kişi üzerinde test edecek.

AŞIDA BÜYÜK UMUTLAR OYUNUN KURALLARINI DEĞİŞTİREBİLİR

Çin merkezli Zhifei şirketi aşısını dünya çapında 29 bin kişi üzerinde test edecek. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Covid-19 için 12 Kasım 2020 tarihi itibarıyla aralarında Türkiye'nin de olduğu onlarca ülkede toplam 212 aşı çalışması devam ediyor. Dünyadaki aşı çalışmaları arasında, binlerce gönüllü ile gerçekleştirilen üçüncü faza geçen sadece 11 aşı adayı var.

Her dört vakadan birinin görüldüğü ve en fazla ölümün gerçekleştiği ABD’den Avrupa’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Avustralya’ya kadar tüm dünya nefesini tutmuş, corona virüse karşı geliştirilen aşıları bekliyor.

212 aşı çalışmasından 48 tanesi klinik araştırma aşamasını geçti ve insanlar üzerinde deneniyor.  29 aşı adayı da daha geniş kitlelerdeki deneylerine devam ediyor.  4 aşı adayı ise, üçüncü fazda aldıkları ara sonuçlarda aldıkları yüksek etkinlik oranıyla öne çıktı. Bunlar BioNtech/Pfizer, Moderna, Oxford/Astrazeneca ve Rusya'nın geliştirdiği Sputnik V. Bu aşıların onay sürecinden önce alacakları acil kullanım izni ile bazı ülkelerde yılsonundan önce kullanılmaya başlanması bekleniyor.

Türkiye'den Boğaziçi, Ege, Ankara, Ortadoğu Teknik, 9 Eylül, Selçuk, Acıbadem, Erciyes ve Bezmialem Vakıf üniversiteleri de aşı geliştirme yarışına dâhil olan kurumlardan. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koçak Farma tarafından üretilen aşının, Ekim sonuna doğru klinik çalışmalarına geçileceğini ve ilk etapta 44 gönüllü üzerinde deneneceğini belirtmişti ancak Ekim sonu itibarıyla bu aşı henüz insanlar üzerinde test edilmeye başlanmadı. Erciyes Üniversitesi de 5 Kasım itibariyle 1. faz çalışmalarına başladığını duyurdu ancak DSÖ izleme listesine henüz bu çalışma yansımadı. Henüz ön klinik araştırma aşamasında olan bu aşıların bir kısmı DNA bazlı, bir kısmı da öldürülmüş ya da zayıflatılmış virüs kullanıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 27 Eylül'de yaptığı açıklamada "Çalışmalarımızın meyvelerini almaya başladık. İki aşımızda hayvan deneyleri aşaması bitti" dedi.

Bu aşıların yakın zamanda birinci faza geçmesi bekleniyor. Çalışmalarda sağlıklı gönüllülere aşının uygulandığı ve etkilerinin gözlemlendiği üç faz var. İlk fazda onlarca, ikinci fazda yüzlerce, üçüncü fazda ise binlerce kişi üzerinde testler yapılıyor. Özellikle üçüncü faz, nüfustaki çeşitliliği temsil edebilmesi için çeşitli yaş gruplarını, sağlık problemi olan insanları, hamileleri ve bebekleri de kapsıyor. Aşının muhtemel etkilerinin gözlemlendiği bu fazlar aşı çalışmalarında en kritik kısım. Tamamen sağlıklı kişilerin bu test süreci boyunca enfekte olması beklendiği için bu fazlar uzun sürüyor. Gönüllü olarak enfekte olmak isteyen genç ve sağlıklı insanlar aşı denemelerinde hız kazanılmasını sağlasa da, farklı yaş gruplarında da aşının güvenli ve etkili olduğunun test edilmemesi, aşıların güvenirliğine gölge düşürüyor. Dünyadaki aşı çalışmaları arasında, binlerce gönüllü ile gerçekleştirilen üçüncü faza geçen sadece 11 aşı adayı var:

Oxford/Astrazeneca: Viral vektör türünde geliştirilen bu aşı virüsteki 'Spike Protein' diye adlandırılan bölgeyi hedef alarak virüsün hücreye tutunma ve kendini çoğaltma fonksiyonlarını durdurmayı hedefliyor. Daha önceki SARS ve MERS salgınlarında öğrenilen ve bir yere kadar geliştirilen bu teknik, Covid-19 aşı çalışmalarına başlandığında epeyce vakit kazandırdı ve daha şimdiden yüzlerce milyon doz sipariş aldı. Astrazeneca ile ortak yürütülen aşı çalışmasıyla ilgili Kasım ayında açıklanan ara sonuçlarda, üçüncü faz deneylerinde yüzde 62 ila 90 arasında değişen oranlarda başarı sağlandığı bildirildi.

Moderna: Amerika Birleşik Devletleri'nde geliştirilen bu aşı, daha önceki aşılardan farklı olarak virüsün kendisinin değil, genetik materyalinin (RNA) vücuda enjekte edilerek bağışıklık oluşturmayı amaçlayan bir yöntemi kullanıyor. Üretimde büyük avantajlar sağlayacak bu yöntemin başarılı olması halinde aşı teknolojisinde çığır açabileceği bilim çevrelerince öngörülüyor. Moderna şirketi Kasım ayında üçüncü faz çalışmalarının ara sonuçlarında %95 oranında koruma sağladığını duyurdu. Bu aşının ABD'de acil kullanım izni alması bekleniyor.

BioNTech: ABD merkezli Pfizer ve Almanya merkezli BioNTech firmalarının beraber geliştirdikleri mRNA tabanlı aşı adayı, başarılı geçen ilk iki fazın ardından Temmuz ayında 3. faz çalışmalarına çeşitli ülkelerde başladığını duyurmuştu. 9 Kasım'da yapılan açıklamada bu çalışmalarda elde edilen ilk bulguların, aşının %95 oranında başarı sağladığı belirtildi. Uğur Şahin, Özlem Türeci ve Christoph Huber tarafından kurulan şirket, yıllar içinde tıp alanında pek çok araştırma yaptı. BioNTech şirketi Eylül 2019'da Bill ve Melinda Gates Vakfı ile HIV ve tüberküloz tedavilerine yönelik de bir anlaşma imzalamıştı. Aşının acil kullanım izni için Amerika Gıda Ve İlaç Dairesi'ne (FDA) başvuruldu.

Gamaleya (Sputnik V): Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 11 Ağustos'ta ülkenin ilk koronavirüs aşısı Sputnik V'nin Moskova'daki Gamaleya Ensititüsü tarafından geliştirildiğini ve aşının Rusya Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandığını açıkladı. Putin, yakında toplu üretime başlamayı amaçladıkları aşının kendi kızına yapıldığını da söyledi. Rusya, 11 Kasım'da yaptığı açıklamada, Sputnik V'in başarı oranının yüzde 92 olduğunu duyurdu.

Sinovac: Eski bir yöntem olan 'inaktif virüs' tekniğine göre hazırlanan bu aşıda, enfekte etme özelliğini yitirmiş olan virüs vücuda verilerek, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Haziran ayında birinci ve ikinci fazda kritik bir yan etki gözlemlenmediğini açıklayan şirket, üçüncü faz çalışmalarına farklı ülkelerde devam edeceğini duyurdu. Bu ülkelerden biri de Türkiye. CoronaVac isimli aşının Türkiye'de 25 merkezde denenmesi planlanıyor. Faruk Koca, bu aşıdan 50 milyon doz sipariş edildiğini duyurdu.

CanSino: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Cansino da viral vektör türünde aşı geliştiriyor. Çin ordusunda 3. Faz denemelerine başlanan aşının da daha önceki fazlardaki etkisi Lancet dergisinde incelenmişti.

Pekin Biyoloji Enstitüsü/Sinopharm: Çin merkezli bir başka aşı çalışması olan Sinopharm da 'inaktif virüs' yöntemini kullanıyor. Şirket üçüncü faz çalışmalarını Abu Dabi'de yürütüyor.

Johnson&Johnson: Şirket 23 Eylül'de, tek dozluk koronavirüsü aşısı denemelerinde 60 bin gönüllünün katılımıyla son aşamaya girildiğini açıkladı. Johnson & Johnson'ın aşısının, iki doz gerektiren rakip aşılara kıyasla milyonlarca doz aşının dağıtımı açısından daha elverişli olabileceği tahmin ediliyor.

Novavax: Protein parçalarını kullanarak üretilen bu aşının 24 Eylül itibarıyla Birleşik Krallık'ta 3. faz deneylerine başlayacağı duyuruldu. İki doz halinde uygulanacak aşının daha önce Güney Afrika ve Amerika'da tamamlanan fazlarında umut vadeden sonuçlar aldığı belirtilmişti.

Wuhan Biyoloji Enstitüsü/Sinopharm: Dünyada üçüncü faza ilk geçen aşı adayı da inaktif virüs yöntemini kullanıyor. Başarılı olması halinde yıllık 220 milyon doz üretilmesi hedefleniyor.

Bharat Biotech: Hindistan tarafından geliştirilen ve aralarında Türkiye'nin de olduğu 18 ülkede binlerce gönüllü üzerinde denenecek aşı, eski bir yöntem olan inaktif virüs yöntemini kullanıyor.

AŞI ÜRETİMİ VE KULLANIMI SORU İŞARETİYLE DOLU

Dünyada Covid-19 salgınını daha hızlı sürede kontrol altına almak için bazı aşamalar eş zamanlı yürütülüyor. Bazı şirketler ise henüz klinik araştırma sürecinin başındayken bile üretim ve lojistik için ön çalışmalara başlamış durumda. Covid-19 aşısı çalışmaları başladığında bazı kurumlar daha önceki çalışmalarını (SARS, MERS) bu yeni tipteki Koronavirüs (SARS-CoV-2) için adapte edebildi ve araştırma aşamalarını rekor sürede geçebildi. Çünkü COVID-19 , daha önce aşı çalışmaları başlayan diğer korona virüslerle aynı aileden.

Kazanılan zamana rağmen aşının tüm dünyaya ulaşabilmesi için biraz daha beklemek gerekecek. Bu aşı adayları insanlar üzerindeki deneyleri başarıyla tamamlasalar bile onay ve üretim sürecinin de belli bir süre alabileceği düşünülüyor. Bunun yanında, salgın tüm dünyaya yayıldığı için tarihte ilk kez bu ölçekte bir lojistiğe ihtiyaç duyulacağı için, aşı için gerekli hammadde temini ve aşının dünyaya dağıtımı da şimdilik soru işaretleri ile dolu.

Günümüzde modern aşıların geliştirilmesi için iki temel kıstas var; güvenlik ve etkinlik. Bir aşının tehlikeli bir yan etkisinin olmadığını ve hedeflenen hastalığa karşı bağışıklık sağladığını gösteren bu iki kıstasların sağlanabilmesi için çok titiz ve uzun bir çalışma süreci gerekiyor. Akademik araştırma ile başlayan bu süreç, laboratuvar ortamında yapılan araştırma ve deneylerle devam ediyor. Klinik deneyler ve ardından onay ve üretim aşamaları, en nihayetinde dağıtım ve aşılama aşamaları ile son buluyor.

Tarihte daha önce geliştirilen aşılara bakıldığında en hızlı üretilen aşının dört yılda geliştirilen kabakulak aşısı olduğunu görüyoruz. Bazı aşıların geliştirilme süreci devam ediyor. Örneğin HIV'e karşı 40 yılı aşkın süredir etkili bir aşı henüz bulunamadı. Salgın gibi olağanüstü durumlarda aşı üretim sürecinin kısaltılması için çok ciddi maddi kaynağa ve araştırmacıya ihtiyaç duyuluyor. Maddi yetersizlik ya da salgının yavaşlaması sebebiyle bazı aşı çalışmaları da yarım kalıyor.

KOVİD-19'DA DOĞAL BAĞIŞIKLIK, AŞIDAN DAHA MI ETKİLİ?

Pfizer ve Moderna’nın deneysel Kovid-19 aşılarının çarpıcı sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra Senatör Rand Paul, sosyal medyada tartışma yaratan bir karşılaştırma yaptı. Uzmanlar iddiaları değerlendirdi: Kovid-19'da doğal bağışıklık, aşıdan daha mı etkili?

Paul aşıların yüzde 90 ve 94,5 etkili olsa da "doğal olarak edinilmiş" bağışıklığın etki oranının yüzde 99,9982 olduğunu öne sürdü. Paul, tecrit önlemlerinden ve ekonomik kayıplardan şikayet ederken, korona virüse yakalanmanın faydalı olduğunu öne sürenlerden biri.  Ancak uzmanlar, bu mantıkla hareket etmenin büyük sağlık riskleri olduğunu söylüyor. Toronto Üniversitesi'nden immünolog Jennifer Gommerman, enfeksiyondan kimin zarar görmeden kurtulacağını tahmin etmenin mümkün olmadığını belirtti.  Aşı yerine hastalığı seçmenin “çok kötü bir karar” olduğunu ifade eden Gommerman’a göre, aşının birincil avantajı, öngörülebilir ve güvenli olması.

Peki Kovid’e yakalananların bağışıklığıyla aşının sağlayacağı bağışıklık arasında fark var mı? Veya Kovid geçirenlerin de yeniden aşı olması gerekiyor mu? Uzmanlar yanıtladı:

Hangisi daha güçlü bir bağışıklık tepkisi üretir: Doğal bir enfeksiyon mu yoksa aşı mı?

Bu sorunun cevabı çok basit: Bilmiyoruz. Ancak uzmanlar, Kovid-19 aşılarının da hastalığı önlediğini ve çok daha güvenli olduğunu belirtiyor.

 

 

 

Ayrıca, Pnömokok bakterileri gibi bazı mikroplara yönelik aşıların doğal enfeksiyondan daha iyi bağışıklık sağladığı biliniyor. İlk veriler, Kovid-19 aşılarının da bu kategoriye girebileceğini gösteriyor. Örneğin, Moderna aşısı uygulanan gönüllülerin kanında Kovid-19’a yakalananlara göre daha fazla antikor tespit edildi. Ancak doğal enfeksiyonun aşıdan daha güçlü tepki ürettiği durumlar da var. Örneğin, kabakulak geçirmek, ömür boyu süren bir bağışıklık üretirken, bir veya iki doz kabakulak aşısı olan bazı kişiler yine hastalanabiliyor.

Bunun yanında Kovid-19’un doğal bağışıklığı değişkenlik gösterebiliyor. Hastalığı hafif geçiren kişilerde, ikinci bir enfeksiyonu önleyebilecek bağışıklık, birkaç ay içinde azalabiliyor. Harvardlı epidemiyolog Bill Hanage, “bu kişilerin aşıdan diğerlerine kıyasla daha fazla faydalanabileceğini” aktarıyor.

Doğal enfeksiyondan elde edilen bağışıklık tepkisindeki çeşitlilik, muhtemelen kişinin maruz kaldığı virüs miktarının farklı olmasından kaynaklanıyor. Aşıda ise herkese aynı miktarda doz uygulanıyor. Gommerman, konuyla ilgili şu açıklamaları yapıyor: Uygulanan dozu biliyoruz ve bu dozun bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkarmada etkili olduğunu biliyoruz. Aşıyı yaptırdığınızda bu değişken eleniyor.  Uzmanlara göre Kovid’i geçirenlerin bir noktada aşı olması, güvenli ve hatta faydalı. Washington Üniversitesi’nden immünolog Marion Pepper, “Önceden sahip olduğunuz bağışıklık tepkisini güçlendirmenin zararlı hiçbir yanı yoktur” diyor:  Bir aşı sayesinde ilk enfeksiyonla üretilen bağışıklığı artırabilir, hatta daha da iyi bir bağışıklık tepkisi elde edebilirsiniz.  Ancak hali hazırda Kovid-19 hastası olanların aşı için bir süre beklemesi gerekiyor. Pepper’in ve diğer bilim insanlarının araştırmaları, Kovid geçiren herkesin ilk birkaç ay boyunca belirli düzeyde korunduğunu ortaya koyuyor.  Pepper, "Bağışıklık tepkisi geliştirmeyen kimseyi görmedik” diyor ve ekliyor:  Bu insanların diğerleri gibi acele ederek aşı olması gerektiğini düşünmüyorum.

DSÖ’YE GÖRE AŞI KURALLARI DEĞİŞTİREBİLİR

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Bölgesi Direktörü Hans Kluge yaptığı basın açıklamasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarına yönelik umutların çok yüksek olduğunu ve “oyunun kurallarını değiştirebileceklerini” söyledi.

Kopenhag’dan konuşma yapan Kluge, ilk etapta aşı tedarikinin çok sınırlı olmasının beklendiğini söyleyerek WHO’nun aşıyı ilk olarak yaşlıların, sağlık personelinin ve kronik hastalıklardan mustarip olanların alması gerektiği konusunda gittikçe artan bir fikir birliği olduğunu söylemesine rağmen aşıyı ilk olarak kimin alacağına ülkelerin karar vermesi gerektiğini belirtti. İngiltere iki gün önce Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının kullanımına onay verdi. Böylece İngiltere tarihteki en önemli kitlesel aşılama programını başlatmak üzere dünyadaki geri kalan ülkelerden bir adım önde geçmiş oldu.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, yaklaşık 67 milyonluk nüfusu olan bir ülkeyi aşılamanın lojistik zorlukları olduğunu kabul etmesine rağmen İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) tarafından aşının onaylanmasını küresel bir zafer olarak nitelendirdi. ABD ve Avrupa Birliği’ndeki (AB) ilaç düzenleme kurumları, Pfizer’in yaptığı aşı denemelerine ilişkin verileri bizzat kendileri inceliyor, ancak henüz bir onay vermediler. WHO çarşamba günü yaptığı açıklamada Pfizer/BioNTech şirketlerinden aşı hakkındaki verileri teslim aldığını söyleyerek aşıyı acil durum kullanımı kapsamına almak için bunları gözden geçirdiğini söyledi.  Buna ek olarak Çin merkezli Chongqing Zhifei Biological Products şirketi ve Çin Bilimler Akademisi’ne bağlı Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının halihazırda devam eden üçüncü aşaması enstitünün web sitesinde yapılan açıklamaya göre dünya çapında 29 bin kişinin kaydını yapma planını kapsıyor.  Bloomberg haber ajansına göre Zhifei ve enstitü, klinik deneylerin üçüncü aşamasını Özbekistan, Endonezya, Pakistan ve Ekvador’da yapmayı planlıyor.  Klinik deneylerin üçüncü aşaması 18 Kasım’da Çin’in merkezinde bulunan Hunan bölgesinde yapılmaya başlanmıştı. Çin’in resmi haber ajansı Xinhua Tongxunshe’nin haberine göre 14 Kasım’da Çin’de Kovid-19’a karşı geliştirilen beşinci aşının da üçüncü faz deneylerine başladığına deyindi.

AŞILARIN GÜVENİRLİĞİ VE YETERLİ SAYIDA ÜRETİMİ BİR YILI BULUR

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Antimikrobiyal Direnç Programı Genel Müdür Yardımcısı Hanan Balkhy “Dünyanın koronavirüs aşıları hakkında daha fazla bilgi edinmesi ve aşının yeterli sayıda üretilmesi 1 yıl sürecektir” açıklamasında bulundu.

Balkhy, Birleşmiş Milletler’in internet sayfasında yayınlanan açıklamasında şunları söyledi: “Şu ana kadar aşılarla ilgili bilgiler bilimsel dergilerde yayımlanmadı. Elimizdekiler, aşı üreten firmalar tarafından verilen bilgilerdir. Sonuçlar henüz doğrulanmadı. Ancak ilk sonuçlar umut verici ve bu herkes için olumlu bir haberdir. Ancak bu bilgilerin güvenilir bilimsel sitelerde yayınlanmasına ihtiyacımız var. Her ülke öncelikleri ve aşıyı kimlerin alacağını belirleyecek politikaları buna göre benimsiyor. Burada söz konusu bilgileri edinmek ve yeterli aşı üretimini sağlamak açısından ülkelerin aşı sürecinde önceliklerini belirlemesi için ihtiyaç duyulacak 1 veya 1 buçuk yıl arasında değişen bir zaman hakkında konuşuyoruz.”

Hanan Balkhy salgın sona erse bile önlemlerin, özellikle toplum hijyeninin temellerinden biri olan el temizliğinin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Önümüzdeki bayram döneminde herkese mümkün olduğunca teması azaltmayı tavsiye eden Balkhy “Herkes için zor geçen bu günlerde duyguların önüne geçilebilmesini diliyorum. Koronavirüs önlemlerine uyalım. Bu vermek istediğim en önlemli tavsiyedir.”

Aşıların tekniği, etkinliği, taşınma koşulları ve fiyatlarıyla ilgili birçok detay merak konusu oldu. İşte cevaplar: Aşıların etkinlik oranı

 

Biontech / Pfizer: YÜzde 95 -Moderna: Yüzde 92 -Oxford / Astra Zeneca: Yüzde 79- Sputnik V: Yüzde 92 - Sinovac / Coronavac: Yüzde 97

Teknik

Geleneksel aşılarda enfeksiyona sebep olan virüsler, zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek vücuda enjekte ediliyor. Böylece vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı mücadele etmeyi öğreniyor, bağışıklık kazanıyor. RNA tabanlı aşılarda ise virüsün tamamı yerine, genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor. Viral vektör aşılarında da yine gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı, başka bir virüs içine yerleştiriliyor ve vücuda enjekte ediliyor.

Biontech / Pfizer: M-RNA, Moderna: M-RNA, Oxford / Astra Zeneca: Viral vektör

Sputnik V: Viral vektör, Sinovac / Coronavac: Viral vektör

Saklama Koşulları

RNA değişken bir yapıda olduğu için, Moderna ve Pfizer aşılarının daha düşük sıcaklıklarda muhafaza edilmesi gerekiyor. Normal soğutucularda kısa süre saklanabiliyorlar. Daha uzun süre muhafaza edilebilmeleri için ise eksi 20 ya da eksi 70 santigrat derecede tutulmaları gerekiyor. Viral vektör aşıları ise, normal saklama koşullarında uzun süre bozulmadan dayanabiliyor.

Biontech / Pfizer: -70 Derece, Moderna: -20 Derece, Oxford / Astra Zeneca: 4 Derece, Sputnik V: 4 Derece, Sinovac / Coronavac: -20 Derece

Çift Doz Fiyatı

Aşıların arasındaki bir başka fark da maliyetleri. Oxford ve Astrazeneca tarafından geliştirilen aşı en ucuz fiyatlandırmayı yaptı. Ancak bu fiyatlar ülkelerin aşı politikalarına ve nakliye ile ortaya çıkacak ücretlere göre değişebilir.

Biontech / Pfizer: 50 – 74 dolar, Moderna: 39 Dolar, Oxford / Astra Zeneca: 6 dolar, Sputnik V: 20 dolar, Sinovac / Coronavac: 60 dolar

Türkiye, Çin merkezli Sinovac firması tarafından üretilen Covid-19 aşısından 50 milyon dozun satın alınması için anlaştı. Ayrıca BioNtech / Pfizer aşısı ise şimdilik sadece 1 milyon doz sipariş edilecek.

AŞI İKİ DOZ HALİNDE 3, 4 HAFTA ARAYLA VURULACAK

Aşılar vücutta yeterli bağışıklığı sağlaması için 3-4 hafta arayla iki doz uygulanacak. Bunun sebebi, ilk dozun uygulanmasından sonra geçen sürede azalan antikor miktarını, ikinci doz ile belli bir seviyenin üzerine çıkarmak.

Cuma gününden itibaren ülkemizde vurulmaya başlanacak olan aşı ile ilgili soruları Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu şekilde açıkladı. “ Çin aşısı, Alman aşısı, İngiliz aşısı, Amerikan aşısı... Konuyu böyle ele alamayız. Öncelikle ele almamız gereken husus, aşının hangi yöntemle üretildiği hususudur. Çünkü aşının yöntemi, aşının güvenilir olup olmadığını birinci dereceden etkiler.

İki yöntem var.

Birincisi: İnaktif virüs aşıları...

İkincisi: mRNA yöntemiyle üretilen aşılar...

İnaktif yöntemle üretilen aşılar daha güvenilirdir. Tarihte bilinen en iyi yöntem budur. Bunun uzun vadeli sonuçlarını biliyoruz. Virüsün genetik yoluyla geliştirilen mRNA aşıları, kısa vadede iyi sonuç verdi. Ama orta ve uzun vadede nasıl bir etkisi olacağını bilmiyoruz.

Çin aşısının yöntemi nedir?

İnaktif yöntemle üretildi. Bu yöntemi kullanması nedeniyle daha fazla tercih edilmesi gereken aşıdır. Üretildiği ülkeye odaklanmak yanlış, yönteme odaklanmak lazım. Ben diyorum ki bu yöntem, en eski yöntemdir. Yıllardır bu yönteme dayalı olarak aşılar üretildi. Uzun vadede test edilmiştir. Bir yan tesiri yoktur. Neden diğer ülkelerde bu yönteme yönelmedi diye soracak olursanız, Çünkü bu yöntem çok zor ve çok pahalı bir yöntem. İnaktif aşılar, kolay üretilebilir aşılar değil. Maliyeti çok yüksektir. O nedenle diğer yöntem daha fazla tercih edilen yöntem oldu.

 KOCA “DİĞER AŞILARIN UZUN VADELİ ETKİLERİNİ BİLMİYORUZ”

O zaman Çin aşısı, sizin açınızdan bir mecburiyet değil, bir tercih. Yani yöntemini önemsediğiniz için özellikle Çin aşısını tercih etmiş durumdasınız. Bu durumda soralım: mRNA aşılarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Koca “Çin’le yaptığımız anlaşma 50 milyon... Bunun üzerini diğer yöntemle üretilen aşılarla tamamlamak durumundayız. Ama şu gerçeği de unutmayalım: Diğer aşıların uzun vadede ne tür etkiler geliştirebileceğini bilmiyoruz. Çin aşısının Faz3’ü daha erken başladı.

 Aşılar için bir onay söz konusu... Çin aşısı onay aldı mı?

Koca, “Dünyada üretilen tüm aşılar, Dünya Sağlık Örgütü’nün süreçlerinden geçmek zorunda. Çin aşısı da öyle şu anda “Faz 3” dönemini bitiren hiçbir aşı yok. Pandeminin yol açtığı acil durum nedeniyle ara raporlarla uygunluk veriliyor. Çin aşısı, “Faz 3”e en erken başlayan aşıdır. Ayrıca “Faz 3”ü daha geniş topluluklara uyguladılar. “Faz 3” ilgili Çin aşısının ara raporları henüz açıklanmadı. Bir hafta-on gün sonra açıklanmasını bekliyoruz”

SORU: “Faz 3” açıklanmadan Çin aşısını kullanma durumu olmayacak yani?

Koca, “Tabii ki olmayacak. Bütün ara onaylar alınmış olsa dahi biz uluslararası akredite olan Halk Sağlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuzun laboratuvarlarında titizlikle incelemeler yapacağız. Bu incelemelerde aşının güvenlik testlerinin olumlu çıkması gerekiyor. Eğer aşı, ülkemiz standartlarına uygun bulunursa erken kullanım iznini vereceğiz. Aşı uygulaması, ancak bu aşamadan sonra olacak”

 Bir mecburiyet söz konusu olacak mı? Yani aşı olmak zorunlu hale getirilecek mi?

Koca, “Bu konuyu Bilim Kurulu’nda ele aldık. Vardığımız sonuç şu oldu: Mecburiyet olmasın ama vatandaşımızı ikna edelim. Hangi aşıların hangi yöntemle üretildiğini, hangi yöntemin daha iyi bir yöntem olduğunu vatandaşımıza anlatacağız. Aşının menşeine değil de yöntemine odaklanılması gerektiğini anlatacağız. Kamuoyunun huzurunda ilk ben olacağım. Aşıyla ilgili tüm onay süreçleri bittikten sonra bir hastaneye gideceğim ve kamuoyunun huzurunda aşıyı yaptıracağım. Ardından da o hastanede bulunan bütün sağlık çalışanlarımız aşılarını yaptıracaklar.”