Aliağalı kadınlar: Çocuklarımızın eğitimleri heba oldu

Bugün kademeli olarak yüz yüze eğitime geçiliyor ancak veliler ve eğitimciler alınan önlemlerin yetersiz olduğunu söylüyor. Aliağa’da konuştuğumuz kadınlar “Çocuklarımızın eğitimi heba oldu” diyor.

Aliağalı kadınlar: Çocuklarımızın eğitimleri heba oldu

Bugün kademeli olarak yüz yüze eğitime geçiliyor ancak veliler ve eğitimciler alınan önlemlerin yetersiz olduğunu söylüyor. Aliağa’da konuştuğumuz kadınlar “Çocuklarımızın eğitimi heba oldu” diyor.

Eren SARAN- İzmir

 

Aliağa Örnekkent mahallesindeki çocuklar için gerek uzaktan gerek yüz yüze eğitim Milli Eğitim Bakanının çizdiği olumlu tablonun dışına düşüyor. Okullar bu hafta tüm sınıflar için yüz yüze eğitime başlıyor. Bir yandan uzaktan eğitimin sıkıntıları devam ederken, yüz yüze eğitimin başlamasıyla velilerin endişeleri de arttı.

 

Aliağa’nın Örnekkent Mahallesi’nde görüştüğümüz kadınlar, EBA’yla eğitimin ulaşılabilir olmadığını dile getirdi. Uzaktan eğitim için her evde internet bağlantısı ve tablet, telefon, bilgisayar gibi araçların olmadığına dikkat çeken veliler, “Geçtiğimiz yıldan bu yıla çocuklar resmen eğitimden uzak kaldı. Okullar açılacak dediler ama hiçbir hazırlık yapılmamış. Bir evde birden fazla çocuk ama bir telefon var. Çocuklar arasında seçim yapmak zorunda kalıyoruz” dedi. Bir işçi semti olan Örnekkent’te evlerin genelinde internet bağlantısı yok. Tablet ya da telefona erişimi de olmayan çocukların birçoğu, televizyondan yapılan EBA yayınını takip ederek dersleri öğrenmeye çalışıyor. İçlerinde birinci sınıf öğrencilerin de olduğu birçok çocuk, katılımcı bir eğitim modelinden uzak bir şekilde kendi kaderine terk edilmiş durumda. Mahallede bulunan okula gitmeye başlayan çocuklar hijyen malzemelerini yanlarında götürmek zorunda. Görüştüğümüz veliler, pandeminin başından itibaren geçen sürede yapılan anketlerle ihtiyaçlarını dile getirdiklerini ancak kendilerine hiçbir dönüş olmadan bu yılki eğitime başlandığını belirtiyor.

 

‘ÇOCUKLARIMIN SAĞLIĞI İÇİN ENDİŞELİYİM’

Eşini kaybetmiş dört çocuk annesi Fatma Begik, “Eşimden kalan aylık ile geçindirmeye çalışıyorum ailemi, çocuklardan biri bu yıl birinci sınıfa başladı. Diğer ikisi lise ve altıncı sınıf öğrencisi. Eve yeni internet bağlattım ama bir tane telefon var. Birinci sınıflar için 21 Eylül’de dersler başladı. Hazırlıkları nasıl yaptılar, neleri tamamladılar bilmiyoruz. Zaten haftada iki gün okula gidiyorlar geri kalan günlerde evden eğitim almakta zorlanıyoruz. Büyük kızım, internet derslerini almak için okula gidiyor. Ortaokula giden ve bire başlayan oğullarım arasındaysa telefonla derslere girme konusunda tercih yapmak zorunda kalıyorum” diyor. Eşinden kalan 1500 lira aylık ve yardımlarla geçinmeye çalıştıklarını söyleyen Begik, “Bakanlık geçen seneden bu yana hiçbir hazırlık yapmamış, daha uzaktan eğitimi bile ayarlayamadılar. İlk hafta EBA çöktü. Şimdi okulların açılmasıyla bize bir ihtiyaç listesi verdiler. Çocukların yanlarına hijyen malzemelerini biz koyacakmışız. Tehlikeli bir süreç var ise bence çocuklar gitmemeliydi. Yani okula giderek iki günde çocuklar ne öğrenebilir? Canlı derslerin de faydası olduğuna güvenmiyorum. Çocuk zaten EBA’ya giremiyor. Şimdi çocuklarımın sağlığı için de endişeliyim” diyerek sıkıntılarını dile getiriyor.

‘KENDİMİ YETERSİZ HİSSEDİYORUM’

Biri 2. sınıf biri 6. sınıf iki çocuk annesi Yeşim ise bu sistemin adaletli olmadığını söyleyerek, “Büyük kızım benim telefonumdan, küçük kızım komşunun telefonundan derslere giriyor. Yoklama zorunlu ama çocuklara nereden giriyorsun internete diye soran yok. Ben her gün komşumdan telefon istemek zorunda kalıyorum. Bazen bilişim derslerinde görüyoruz. Bazı çocukların ellerinde tablet, önünde bilgisayar dersi takip ediyor. Bizimkiler ise komşudan aldığımız telefonla sadece dinliyorlar. Ama aynı derslerden sınava girecekler. Ben bunun çocuklar için adaletsiz olduğunu düşünüyorum” Sohbetimize katılan iki çocuk annesi Şaziye de, “Hepimiz çocuklarımız arasından kurban seçmek zorundayız. Ben mesela kızım Belinay’ı kurban seçmek zorunda kaldım. O okulda EBA’ya katılıyor ses yok görüntü yok sadece izliyor. Çocuk bana diyor ki ‘ben EBA’ya girerken ismimi hocam mikrofon yok diye değiştiriyorum.’ Öğretmen de anlıyor ki o sadece dinleyici yani sorulara vereceği cevabı veremiyor, derse katılımcı değil dinleyici- izleyici olarak orda” diyerek yaşadığı sıkıntıları anlatıyor.

 

‘MEB’İN BİR HAZIRLIĞI YOK’

Üç kadınla yaptığımız sohbette değindikleri sorunlar mahallenin genelinde yaşanan sıkıntılar. Bir evde birden fazla çocuk ve tek telefon ile uzaktan eğitim almaya çalışan öğrenciler, okula gittiklerinde ise virüs kapacaklarından endişe duyan anneler. Milli Eğitim Bakanlığına seslenen kadınlar, “Neredeyse geçen sene Mart’tan bu yana 1 yıl oldu. Milli Eğitimin bir hazırlığı, bir sistemi yok. Çocuklarımızın iki yılı heba oldu. Ama sınavlardan vazgeçmiyorlar. Bizim çocuklarımız yetersiz aldıkları eğitimle sınavlara girecekler” diyor.

 

Mahallenin içerisinde yürümeye devam ettiğimizde hafta içi ders saatinde farklı yaşlardaki birçok çocuğun sokakta oynadıklarını görüyoruz. Çocuklar, evlerinde tablet ya da bilgisayar olmadığı için dersleri yeteri kadar takip edemediklerini söylüyo

‘ÇOCUKLARIMIZ ARASINDA SEÇİM YAPMAK ZORUNDAYIZ’

Fatma Akbayır adlı kadın da “İki çocuğum var. Biri dördüncü biri altıncı sınıf öğrencisi. EBA’ya bağlanamıyoruz. İkisi için de yok zamanda borca girerek tablet almak zorunda kaldım. Evde sadece eşim çalışıyor. Nasıl ödeyeceğiz taksitleri hiçbir fikrim yok.” diyor. “Ben yüz yüze eğitime geçilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü evde ne kadar sağlıklı bir eğitim verebiliriz. Ama bu şartlar altında nasıl yapılacak onu da bilmiyorum.” diyen Akbayır şöyle devam ediyor: “Artık virüs kapacak bile olsalar okula gitsinler diye düşünmek zorundayız. Mart ayından beri daha uzaktan eğitimi bile planlayamayan bu bakanlık, yüz yüze eğitimi nasıl yapacak? Okullar içinde sınıflar kalabalık bunları yarıya indirebilirler. Mesela haftalık ders sayısını yarıya indirsinler, teneffüs saatlerini kısaltsınlar. Bizim sınıflarımız 28 kişi ama bazı yerler var 45 kişi onlarıda en az 3’e bölmesi gerekiyor. Atanamayan bir sürü öğretmen var. Atasınlar, ek sınıflar koysunlar. Şu an biraz yoksul çocuk ne yaparsa yapsın durumu var. Ben tablet alamasaydım çocuğum hiçbir şekilde o derse giremeyecekti. Bazı evlerde televizyon bile yok. Ben oturup düşündüm hangisine daha çok öncelik vereyim diye. Seçim yapmak da çok zor. Bizi seçim yapmak zorunda bıraktılar. Bize çocuklarımızı seçtirdiler”